Arrival of a Train by Lumière Brothers (France — 1895)

Auguste Lumière, eseri 'Bir Trenin La Ciotat Garı'na Varışı'nın önünde gururla duruyor. Bir dakikadan kısa süren bu sessiz film, dünyayı görüş şeklimizi sonsuza dek değiştirecek bir anı yakaladı. Bin sekiz yüz doksan beş yılında Fransa'nın La Ciotat kentinde çekilen film, hem korku hem de hayranlık uyandırarak sinemanın şafağını işaret etti. "Düşünsene Auguste, hayatın kendisini yakalıyoruz!" diye haykırır Louis, kamerayı ayarlarken. Auguste başını sallar, "Yeni bir hikaye anlatma dönemi, kardeşim. Her seferinde bir kare." Sanat Gerçeği: 'Bir Trenin Varışı'nın ilk gösterimlerinde bazı izleyicilerin, trenin tiyatroya çarpacağını düşünerek kaçtığı bildirildi.

Lumière kardeşler fotoğrafçılıkla iç içe büyüdüler. Babaları Antoine'ın Lyon'da başarılı bir fotoğraf stüdyosu vardı. Auguste ve Louis, ışığı ve hareketi yakalamanın temellerini kimyasalların ve cam plakaların ortasında burada öğrendiler. "Bak Auguste, ışığın havadaki toz zerreciklerini yakalayışına," diye gözlemledi Louis, bir kameranın merceğinden bakarak. Auguste cevap verdi: "Babam, Louis, sadece güzel bir resim değil, gerçeği yakalamakla ilgili olduğunu söylüyor." Sanat Bilgisi: Antoine Lumière başlangıçta oğullarını fotoğrafçılığı bir kariyer olarak sürdürmekten caydırmıştı, bunun gelip geçici bir heves olduğundan korkuyordu.

Thomas Edison'ın Kinetoskop'u çok popülerdi, ancak hareketli görüntüleri aynı anda yalnızca bir kişinin izlemesine izin veriyordu. Lumière kardeşler bu tasarımı geliştirme ve ortak bir sinematik deneyim yaratma fırsatını gördüler. "Düşünsene Louis, bu görüntüleri herkesin aynı anda görmesi için yansıtabilsek!" diye haykırır Auguste, bir Kinetoskop'un iç işleyişini incelerken. Louis düşünceli bir şekilde yanıtlar, "Edison'ın cihazı etkileyici ama sınırlayıcı. Ortak bir vizyona ihtiyacımız var, Auguste." Sanat Bilgisi: Lumière kardeşler başlangıçta film yapımına değil, fotoğraf plakalarını geliştirmeye odaklandılar. Sinematik girişimleri için sermayeyi sağlayan da bu alandaki başarıları oldu.

Devrim niteliğindeki bir buluş olan Sinematograf, Edison'ın hantal kamerasından daha hafif ve çok yönlüydü. Film kaydedebilir, geliştirebilir ve yansıtabilir, böylece halka açık gösterimlere olanak sağlayabilirdi. "Auguste, bu, vizyonumuzu paylaşmanın anahtarı," diye ilan eder Louis, yeni yapılmış Sinematograf'ı havada tutarak. Auguste cihazı eleştirel bir gözle inceler, "Hepsi bir arada bir kamera, bir projektör ve bir yazıcı. Dahice, kardeşim." Sanat Bilgisi: Sinematograf, dikiş makinesi endüstrisinden ödünç alınan bir teknoloji olan delikli selüloit film kullanıyordu.

Yirmi sekiz Aralık bin sekiz yüz doksan beş, Paris'teki Grand Café'de. Lumière kardeşler, icatlarının kabul edilip edilmeyeceğinden emin olamayarak filmlerini ücretli bir seyirciye gergin bir şekilde sundular. Gerisi, dedikleri gibi, tarih oldu. "Buna hazırlar mı, Auguste?" diye sorar Louis, perdelerin arasından bekleyen kalabalığa endişeyle bakarak. Auguste kendinden emin bir baş sallamayla yanıt verir, "Hazır olacaklar, Louis. Hazır olacaklar." Sanat Bilgisi: İlk program, her biri bir dakikadan kısa süren on kısa filmden oluşuyordu.

Lumière kardeşler, dünyanın dört bir yanına kameramanlar göndererek uzak diyarlardaki yaşamı belgelediler. Bu küresel erişim, sinematik vizyonlarının yayılmasına yardımcı oldu ve dünya çapındaki film yapımcılarını etkiledi. İngiltere Başbakanı Benjamin Disraeli'nin bir zamanlar belirttiği gibi ve Auguste'ün kardeşine hatırlattığı gibi, "Başarının sırrı amaca bağlılıktır." "Dünya bizi bekliyor, Louis," diye ilan eder Auguste, çekim yerlerini işaretleyen raptiyelerle dolu bir dünya haritasını göstererek. Louis, gözlerinde kararlı bir parıltıyla ekler, "Onlara güzelliği ve harikayı göstereceğiz, kardeşim." Sanat Bilgisi: Lumière kardeşler, sokak sahnelerinden kraliyet alaylarına kadar çeşitli konuları filme alan gezgin kameramanlardan oluşan bir ekip çalıştırdı.

İlk başarılarına rağmen, Lumière kardeşler sonunda film yapımcılığından uzaklaşarak renkli fotoğrafçılığa odaklandılar. Sinemanın gelip geçici bir heves, yakında sönecek bir yenilik olduğuna inanıyorlardı. "Bu yenilik etkisi geçecek, Louis," der Auguste, yeni bir renkli fotoğraf plağını incelerken. Louis iç çeker, "Belki de haklısın, Auguste. Ama şanlı bir yolculuktu." Sanat Bilgisi: Lumière kardeşler, renkli fotoğrafçılığın en eski yöntemlerinden biri olan Autochrome süreci de dahil olmak üzere, fotoğrafçılıkla ilgili çok sayıda buluşun patentini almıştır.

Lumière kardeşler yollarına devam etmiş olsalar da sinemaya katkıları inkar edilemez. Dünyayı hareket halinde yakalayarak bugün bildiğimiz ve sevdiğimiz sanat formunun temelini attılar. "Biz yola devam etmiş olabiliriz Auguste," diye düşünür Louis, onlarca yıl sonra, "ama yakaladığımız görüntüler sonsuza dek yaşayacak." Sanat Bilgisi: Birçok kişi, tarihi önemi nedeniyle 'Bir Trenin La Ciotat Garı'na Varışı' filmini şimdiye kadar yapılmış en önemli filmlerden biri olarak kabul eder.

Lumière kardeşler, kendilerinden sonra yüzyıllar boyunca gelecek film yapımcıları için hayal gücü ve hikaye anlatımının kapılarını açmalarıyla hatırlanır. Onların halka sundukları, nesilleri eğlendirmeye devam edecekti. Quentin Tarantino, bin doksan dört yılında modern sinema hakkında, "Bir filmin fikrini, ömür boyu süren sinemaya gitme deneyiminden gelen fikirlerden ayırmak çok zor," dedi. Auguste gülümsedi, "Görünüşe göre eserimiz yaşamaya devam ediyor." Sanat Bilgisi: Bin doksan beş yılında Quentin Tarantino, 'Pulp Fiction' filmini Lumière kardeşlere ithaf etti.

Lumière kardeşlerin mirası, izlediğimiz her filmde, ekranda hayat bulan her hikâyede yaşamaya devam ediyor. Onların vizyonu ilham vermeye devam ediyor ve sinemanın gücünün ebedi olduğunu kanıtlıyor. "Louis, kardeşinin yanında durarak usulca, 'Belki sadece bir trenin gelişini kaydettik ama aynı zamanda yeni bir dünyayı da kaydettik,' der." Sanat Bilgisi: Lumière kardeşlerin filmleri dünya çapında korunmakta ve gösterilmekte, izleyicilere ilham vermeye ve onları şaşırtmaya devam etmektedir.