The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — cover The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 1

Milena esnedi, tavan arasındaki tozlu eski aynanın üzerinde desenler çiziyordu. "Bu ayna çok sıkıcı, Hasan," diye mırıldandı, gözleri kapanıyordu. "Sadece dağınık tavan aramızı gösteriyor!" Hasan omzunun üzerinden baktı. "Belki hayal gücünü kullanırsan daha fazlasını gösterir, Milena."

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 2

Birdenbire, yansıma parıldadı. Tavan arası yerine, pırıl pırıl kristallerden yapılmış bir ülke gördüler. "Vay canına!" diye nefesi kesildi Hasan'ın. "Bak, Milena! Ayna kristal uyku diyarları gösteriyor!" Camdan minik bir ses yankılandı: "Hoş geldiniz, hayalperestler."

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 3

"Kim söyledi onu?" diye sordu Milena, cama dokunmak için temkinli bir şekilde uzanarak. Aynadan parıldayan bir figür belirdi. Ay ışığından yapılmış, akıcı cübbeler giymiş genç bir kadındı. "Ben Isla, Uyku Diyarları'nın koruyucusuyum," dedi yumuşakça. "Yardımına ihtiyacım var!"

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 4

"Ne oldu?" diye sordu Hasan, öne çıkarak. "Kristal Uyku Taşı soluyor," diye açıkladı Isla. "Uyku Diyarları'nı güvende tutar ve rüyaların akmasını sağlar. O olmadan... kâbuslar kaçacak! Rüyaların Kalbi'ne gitmeli ve onu yeniden şarj etmelisin." Çanta hazırlamaya başladıklarında Tendai "Durun ben de geliyorum!" diye bağırdı.

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 5

Aynadan geçtiler ve yumuşak bir sesle ametist kristallerinden oluşan bir tarlaya indiler. Her yer pırıl pırıldı! Tendai "Vay canına!" diye bağırdı. Ama yürürken Milena tökezledi ve çantayı düşürdü. İçindeki el feneri paramparça oldu! "Eyvah!" diye ağladı. "Şimdi karanlıkta nasıl göreceğiz?"

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 6

"Merak etmeyin!" dedi Hasan, küçük kitabı çıkararak. "Kristallerin bazen parlayabildiğini okumuştum!" Sayfaları çevirdi. "'Bazı kristaller birbirine sürtüldüğünde ışık yayar,'" diye yüksek sesle okudu. "Buna tribolüminesans denir." İki kristali birbirine sürttüğünde hafif bir çıtırtı duyuldu ve kristaller minik, işe yaramaz parçalara ayrıldı. "Şimdi ne yapacağız?" diye sordu Hasan, cesareti kırılmış bir şekilde.

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 7

"Isla'nın ne dediğini hatırlıyor musunuz?" diye atıldı Tendai. "Uyku Taşı soluyor. Belki daha küçüklerini bulursak, onları yolumuzu aydınlatmak için kullanabiliriz!" "Harika bir fikir!" diye haykırdı Milena. "Zaten biraz parlayan kristalleri arayalım!" Yere bakarak aramaya başladılar.

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 8

Bir avuç hafifçe parlayan kristal topladılar ve yolculuklarına devam ettiler. Önlerinde, neredeyse tamamen karanlık devasa bir kristal mağara olan Rüyaların Kalbi yükseliyordu. "Burası," diye fısıldadı Milena. "Ama... çok karanlık!" Hassan, kitabını hatırlayarak, "Helen Keller'ın dediği gibi, 'Yüzünü her zaman güneşe dön, o zaman gölgeler arkanda kalır.' Bu kristaller bizim güneşimiz!" dedi.

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 9

Parlayan kristalleri mağarayı aydınlatacak şekilde havada tuttular. Ortada, Uyku Taşı hafifçe nabız gibi atıyordu. Yaklaştıkça, daha küçük kristaller daha parlak parlamaya başladı ve enerjilerini Uyku Taşı'na aktardı. Mağara ışıkla doldu!

The Mirror Shows Crystal Sleepy Lands — page 10

Tavan arasında, ayna şimdi parlak ve canlı olan Kristal Uykulu Topraklar'ı gösteriyordu. "Başardık!" diye tezahürat yaptı Tendai. "Teşekkür ederim," diye yankılandı Isla'nın sesi. "Karanlıkta bile her zaman ışık olduğunu gösterdin." Milena, macerayı düşünerek gülümsedi. "Ve kırık şeylerin bile yolumuzu bulmamıza yardımcı olabileceğini öğrendik."