The Battle of Austerlitz (1805, Europe)

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — cover The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 1

İki Aralık, bin sekiz yüz beş: Usta stratejist İmparator Napolyon Bonapart; genç idealist Çar Birinci Aleksandr; ve deneyimli hükümdar İmparator İkinci Francis, volkanik bir manzaranın eşiğinde duruyorlardı, Avrupa'nın kaderi Austerlitz'de pamuk ipliğine bağlıydı. Binlerce asker, ateş çiçekleri bahçelerinin ortasında çatışmaya hazırlanıyordu, hava beklentiyle yoğundu. Peki bu büyük güçler bu ateşli uçuruma nasıl geldi?

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 2

Savaşın tohumları yıllar önce, Avrupa'nın şaşaalı saraylarında ekilmişti. Napolyon'un kurnaz danışmanı Talleyrand, Tuileries Sarayı'nın zengin salonlarında volta atıyordu. "Majesteleri," diye başladı pürüzsüz sesiyle, "Avusturya ve Rusya giderek daha cüretkarlaşıyor. İttifakları kıta sisteminizi paramparça edebilir." Çalışma odasında haritaları inceleyen Napolyon keskin bir şekilde yanıtladı: "O zaman onlarla doğrudan karşılaşırız. Avrupa gerçek gücün kimde olduğunu öğrenecek."

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 3

Genç ve idealist Çar Aleksandr, Avrupa için farklı bir geleceğe inanıyordu. Yaşlı ama deneyimli generali Kutuzov'a, "Tiranlığa karşı durmalıyız," diye ilan etti. Kutuzov, uzun beyaz bıyığını okşayarak uyardı: "Majesteleri, Napolyon zeki bir komutan. Bu savaş Rusya için büyük bir risk olacak. Avusturya ile ittifakımız en iyi ihtimalle kırılgandır."

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 4

Ordular harekete geçerken, Avusturyalı diplomat Johann Philipp Stadion, Napolyon'a karşı ittifakı güçlendirmeye çalıştı. Stadion, "İmparator Franz, Çar'ı bunun uluslarımızın hayatta kalması için bir savaş olduğuna ikna etmeliyiz!" diye haykırdı. Yıllarca süren savaştan yorgun düşen Franz, "Korkarım ki en iyi çabalarımız bile yeterli olmayabilir. Napolyon'un hırsının sınırı yok," diye yanıtladı.

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 5

Napolyon stratejisini hazırlarken, en güvendiği komutanlarından biri olan Soult ile konuştu. "Soult, Sun Tzu'nun ne dediğini unutma: 'Tüm savaşlar aldatmaya dayanır,'" diye ilan etti Napolyon, bir haritayı işaret ederek. "Onları Pratzen Tepeleri'ne çekeceğiz ve sonra... ezeceğiz." Sert ve sadık bir asker olan Soult, kasvetli bir şekilde başını salladı. "Emirleriniz yerine getirilecektir, İmparator."

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 6

İkinci Aralık sabahı, savaş alanını saran sis, her iki ordunun hareketlerini de gizliyordu. Komuta mevzisinden durumu gözlemleyen Alexander, Napolyon'un sahte zayıflığını yanlış yorumladı. "Kutuzov, avantaj bizde. Sağ kanatlarına sertçe vurun!" Kutuzov, ikna olmamış bir şekilde uyardı: "Majesteleri, bir tuzağa yürüdüğümüze inanıyorum."

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 7

Müttefik orduları, İskender'in emirlerini takiben, Fransız sağ kanadına doğru ilerleyerek merkezlerini zayıflattı. Planının işlediğini gören Napolyon, Talleyrand'a döndü.

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 8

Sislerin gizlediği Soult Kolordusu, Pratzen Tepeleri'ndeki zayıflamış müttefik merkezine yıkıcı bir saldırı başlattı. Topların gürlemesi ve askerlerin ateş çiçeği bahçelerinin ortasında çarpışmasıyla savaş şiddetle sürdü. Tamamen hazırlıksız yakalanan Rus ve Avusturya birlikleri, acımasız Fransız saldırısı altında sendeledi. Volkanik topraklar kana bulandı.

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 9

Gün sona ererken, müttefik orduları tamamen yenilmişti. Katliama tanık olan Alexander, umutsuzluğa kapıldı. "Aşağılandık," diye mırıldandı Kutuzov'a. Kutuzov, yüzünde kasvetli bir ifadeyle yanıtladı: "Gerçek güç, yenilgi karşısında bulunur, Majesteleri. Bu günden ders çıkarmalıyız."

The Battle of Austerlitz (1805, Europe) — page 10

Austerlitz Muharebesi, Napolyon'un Avrupa üzerindeki hakimiyetini pekiştirdi, haritayı yeniden çizdi ve yeni bir dönemi başlattı. İmparatorluklar yükselip düşse de, savaş alanları değişse de, Austerlitz'in yankıları sürekli bir hatırlatıcı görevi gördü: diplomasi ve strateji, askeri güç kadar önemliydi. Avrupa bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı.