The Spanish Conquest of the Aztec Empire — Mexico (1519, Mexico)

Sekiz Kasım bin beş yüz on dokuz'da, hırslı İspanyol fatih Hernán Cortés; bilge Aztek imparatoru İkinci Moctezuma; ve dikkatli İspanyol asker Bernal Díaz del Castillo, tarihin dönüm noktasında duruyordu. İki yüz bin nüfuslu Aztek başkenti Tenochtitlan, önlerinde bir ödül ve bir tehlike olarak parlıyordu. Peki, küçük bir İspanyol birliği, Mezoamerika'nın en güçlü imparatorluğuna nasıl meydan okuyabildi?

Yıllar önce, bin beş yüz on bir'de, servet arayan genç bir maceracı olan Bernal Díaz, Diego Velázquez ile birlikte Yeni Dünya'ya yelken açtı. Velázquez, "Küba yeterli değil," diye ilan etti. "Daha batıda bulunacak daha büyük zenginlikler var!" İspanyol tacının genişleme ve kaynaklara ihtiyaç duyduğunu bilerek, altın ve güçlü imparatorluk hikayeleriyle motive olarak seferler düzenledi.

Bin beş yüz on dokuzda, Cortés, Velázquez'in otoritesine karşı gelerek, beş yüz asker, yüz denizci, on altı at ve bir avuç top ile Küba'dan yelken açtı. Cortés adamlarını toplarken, "Talih cesurlardan yanadır!" diye ilan etti. Görevlerinin riskli olduğunu biliyordu, ancak potansiyel ödül -zenginlik, toprak ve şan- tehlikeden daha ağır basıyordu.

Veracruz kıyısına çıkan Cortés, stratejik bir karar verdi. "Gemileri yakın!" diye emretti. Bernal Díaz, gemilerin alevler içinde kalışını şaşkınlıkla izledi. Cortés, "Artık geri dönüş yok," diye açıkladı, "Ya fethederiz ya da ölürüz." Bu eylem, ne kadar sert olsa da, adamlarını sarsılmaz bir kararlılıkla savaşmaya motive etti.

Cortés, Azteklerin ezeli rakipleri olan Tlaxcalanlar ile ittifak kurdu. Bir Tlaxcalan savaş şefi olan Genç Xicotencatl, başlangıçta direndi, ancak birkaç savaştan sonra İspanyolların gücünü ve Moctezuma'yı devirme potansiyelini fark etti. Xicotencatl, "Birleşelim," diye ilan etti, "ve birlikte, Aztek boyunduruğunu kıracağız!"

Tenochtitlan'a yürüyüş tehlikelerle doluydu. Cortés'in teğmeni, acımasızlığıyla bilinen Pedro de Alvarado öncü birliğe liderlik ediyordu. Bernal Díaz'ın anlattığı gibi, "Alvarado çabuk öfkelenir ve cezalandırmakta tez davranırdı." Pusularla, çatışmalarla ve Aztek savaşçılarının sürekli tehdidiyle karşı karşıya kaldılar.

Tenochtitlan'a girer girmez İkinci Moctezuma, Cortés'i cömert hediyelerle karşıladı ve ona onurlu bir misafir gibi davrandı. Bernal Díaz, "Belki de aptalca bir şekilde, Cortés'in bir tanrı olduğuna inanıyordu," diye yazdı. Ancak güvensiz ve her zaman tetikte olan Cortés, bir fetih fırsatı gördü. Su ve hırs üzerine kurulmuş bir şehir olan Aztek başkentini ele geçirmek için şimdiden bir plan yapıyordu.

Cortés, Moctezuma'u ele geçirdi ve onu rehin tuttu. Alvarado, dini bir festival sırasında Aztek soylularını katlettiğinde, şehir isyan etti. Huzursuzluk tırmanırken, Moctezuma, ayaklanmayı bastırmak amacıyla, bir çatıdan halkına seslendi. "Unutmayın," diye yalvardı, "Aristoteles'in dediği gibi, 'Hayatın nihai değeri, sadece hayatta kalmaktan ziyade farkındalığa ve tefekkür gücüne bağlıdır.'" Ancak taşlar ve oklarla karşılandı.

Moctezuma kısa süre sonra öldü ve İspanyollar, 'Hüzün Gecesi' sırasında Tenochtitlan'dan kaçmak zorunda kaldılar. Bernal Díaz, yoldaşlarının düştüğünü izlerken ağladı. Cortés, o an için yenilmiş olsa da, keder ve hırsla beslenerek geri dönüp şehri fethetmeye yemin etti.

Cortés geri döndü, Tenochtitlan'ı kuşattı ve aylarca süren acımasız çatışmaların ardından, bin beş yüz yirmi bir'de Aztek İmparatorluğu'nu fethetti. Şehir yerle bir edildi, tapınakları yıkıldı ve kalıntıları üzerine yeni bir İspanyol başkenti inşa edildi. Meksika, bilindiği üzere, kültürlerin çatışması ve insanların hırsları tarafından sonsuza dek değiştirilerek dönüştürüldü.