Indira Gandhi

Indira Gandhi — cover Indira Gandhi — page 1

On altı Aralık bin dokuz yüz yetmiş bir'de, Başbakan İndira Gandi liderliğindeki Hindistan'ın kesin bir zafer kazanmasını dünya izledi. Doğu Pakistan'daki Pakistan kuvvetleri Dakka'da teslim olarak Bangladeş'in doğuşunu müjdeledi. Sadece on üç günlük yoğun çatışmada elde edilen bu stratejik zaferde, doksan bin'den fazla Pakistan askeri savaş esiri oldu ve Güney Asya'nın jeopolitik manzarasını temelden yeniden şekillendirdi. "Parlamento Binası'nda toplanan savunma bakanı Jagjivan Ram, 'Milletin ruhu, onun kararlı iradesi altında birleşerek galip geldi' diye ilan etti. Daha sonra, alkışlayan Parlamento Üyelerine hitap ederek, 'Özgürlük taahhüdümüzü yerine getirdik, bir halkın kendi kaderini tayin hakkını güvence altına aldık' dedi."

Indira Gandhi — page 2

Hindistan'ın siyasi merkez üssünde doğan Indira Gandhi'nin Allahabad'daki Anand Bhavan'da geçen çocukluğu, bağımsızlık mücadelesine doğrudan bir dalıştı. Büyükbabası Motilal Nehru ve babası Jawaharlal Nehru, Hindistan'ın geleceğinin mimarlarıydı. Bu ilk yıllar, ulusal egemenlik ve siyasi katılım için derinlere kök salmış bir inanç oluşturarak, gelecekteki kararlılığının temelini attı. "Bir öğleden sonra, babasını, seçkin yaşlı bir devlet adamını, belgelere gömülmüş halde gözlemleyen genç kız, 'Görünüşe göre dış dünya her zaman sınırlarımız içinde olanları etkilemeye çalışıyor,' diye belirtti. Babası başını kaldırdı, yüzünde düşünceli bir ifadeyle, 'Gerçekten de öyle, canım. Konfüçyüs'ün bir zamanlar öğrettiği gibi, 'En büyük zaferimiz hiç düşmemekte değil, her düştüğümüzde yeniden ayağa kalkmaktır.' Hindistan her zaman bağımsız olarak ayağa kalkmalıdır,' diye açıkladı."

Indira Gandhi — page 3

Hindistan'ın bağımsızlığının ardından, İndira Gandi babası Başbakan Cavaharlal Nehru'ya sürekli eşlik etti ve fiili özel kalem müdürü olarak görev yaptı. Bu dönem, devlet yönetiminde yoğun, eşi benzeri görülmemiş bir çıraklık dönemiydi. Yönetişimin inceliklerini, diplomatik ilişkileri ve yeni kurulan Hint demokrasisinin karmaşık mekanizmasını özümseyerek, kendisini kaçınılmaz liderlik yüküne hazırladı. "Gergin bir diplomatik toplantı sırasında, babası karmaşık uluslararası taleplerle uğraşırken, iktidarın girift dansını gözlemledi. Daha sonra ona içini döktü: 'Burada aldığınız kararlar sadece bu salonlarda değil, tüm ulusta yankılanıyor.' Babası durakladı: 'İşin özü budur. Her lider bir ulusun kaderinin yükünü taşır ve bazen bir lider, Mahatma Gandi'nin sık sık öğütlediği gibi, 'Tek gerçek hapishane korkudur ve tek gerçek özgürlük, korkudan özgürlüktür' sözünü hatırlayarak yılmaz bir şekilde durmak zorundadır.'"

Indira Gandhi — page 4

Bin dokuz yüz elli dokuz'da, köklü siyasi emektarların karşısında, İndira Gandi Hindistan Ulusal Kongresi'nin Başkanı seçildi. Bu önemli an, babasının gölgesinden çıkarak kendi siyasi zekasını ve partiye liderlik etme kapasitesini ortaya koydu. Bu, onun bağımsız hırsının ve Hindistan'ın baskın siyasi gücü içindeki artan etkisinin açık bir işaretiydi. Seçiminden sonra Kongre Çalışma Komitesi'ne hitaben şunları söyledi: "Bu sadece bir makam yükselişi değil; ulusumuzun çalışmalarını hızlandırmak için bir çağrıdır. Her vatandaşın beklentilerini karşılamalıyız, çünkü Eleanor Roosevelt'in bir zamanlar ifade ettiği gibi, 'Gelecek, hayallerinin güzelliğine inananlara aittir' ve ben Hindistan'ın hayaline inanıyorum." Açıklaması onay mırıltılarıyla karşılandı.

Indira Gandhi — page 5

Başbakan Lal Bahadur Shastri'nin bin dokuz yüz altmış altı'daki ani vefatının ardından Hindistan Ulusal Kongresi bir liderlik boşluğuyla karşı karşıya kaldı. Morarji Desai gibi deneyimli politikacıların zorluklarına rağmen, Indira Gandhi seçildi. Rashtrapati Bhavan'daki bir törenle, Hindistan'ın üçüncü Başbakanı olarak yemin etti ve bu görevi üstlenen ilk kadın oldu; bu, derin bir tarihi öneme sahip bir andı. "Sağ elini kaldırmış, seçkin yaşlı bir devlet adamı olan Başkan Sarvepalli Radhakrishnan'a dönük olarak yemin etti. Daha sonra, muazzam sorumluluğu düşünerek sessizce şunları söyledi: 'Bu görevin ağırlığı çok büyük, ancak halka olan bağlılık daha da büyük. Winston Churchill'in meşhur sözüyle, 'Başarı nihai değildir, başarısızlık ölümcül değildir: önemli olan devam etme cesaretidir,' ve ben tüm gücümle devam edeceğim.'"

Indira Gandhi — page 6

Kitlelerle doğrudan bağlantı kurmak ve yetkisini sağlamlaştırmak isteyen İndira Gandi, bin doksan yetmiş bir'de 'Garibi Hatao' (Yoksulluğu Ortadan Kaldır) kampanyasını başlattı. Bu popülist slogan, Hindistan genelinde derin yankı uyandırdı ve toplumun en yoksul kesimlerini yükseltmek için radikal ekonomik ve sosyal reformlar vaat etti. Bu, yalnızca Kongre partisinin gündemini yeniden tanımlamakla kalmayıp, aynı zamanda kişisel çekiciliğini ve seçim gücünü önemli ölçüde artıran cesur bir hamleydi. "Büyük bir mitingde, sesi net ve kararlı bir şekilde, 'Yoksulluğu sadece yönetmek değil, ortadan kaldırmanın zamanı geldi. Yoksulların sesleri duyulmalı ve yanıtlanmalı. Abraham Lincoln'un bir zamanlar dediği gibi, 'Aile ilişkisi dışında, en güçlü sempati bağı, tüm çalışan insanları birleştiren bir bağ olmalıdır.' Bu büyük çabada birleşmiş durumdayız!' diye ilan etti. Kalabalık tezahüratlarla coştu."

Indira Gandhi — page 7

Doğu Pakistan'daki kriz nedeniyle Pakistan'la 1971'de artan gerilimle birlikte, Indira Gandhi sarsılmaz bir kararlılık sergiledi. Askeri komutanlarıyla önemli strateji toplantıları düzenledi ve Hindistan'ın yanıtını titizlikle planladı. Bu istişareler sırasındaki liderliği, orduyu nihayetinde Bangladeş'in kurtuluşuna yol açacak belirleyici bir çatışmaya yönlendirmede etkili oldu. Gergin bir toplantıda, nişanlı bir askeri generale dönerek, "General, güçlerimiz hız ve hassasiyetle hareket etmeli. Uluslararası toplum izliyor, ancak vicdanımız bizi acı çekenleri korumaya zorluyor" diye belirtti. Sert, deneyimli bir adam olan General, ciddi bir şekilde başını salladı. "Sayın Başbakan, Virgil'in yazdığı gibi, 'Talih cesurlardan yanadır.' Birliklerimiz cesur olmaya hazır."

Indira Gandhi — page 8

Muzaffer bin dokuz yüz yetmiş bir savaşının ardından, Indira Gandhi'nin popülaritesi eşi benzeri görülmemiş seviyelere yükseldi. Güçlü liderliğiyle övgüler toplayan bir ulusal kahraman olarak Parlamentoya döndü. Bu dönem, onun 'Durga' yani bir güç tanrıçası imajını pekiştirdi, ancak savaş sonrası Hindistan'ın ekonomik ve politik zorlukları hala büyük bir tehdit olarak duruyordu. Ancak otoritesi sorgulanamazdı. "Sevinçli Parlamentoya hitap ederken, gururla parlayan yüzlerden oluşan bir denize bakarak şunları söyledi: 'Bu zafer sadece silahların değil, Hint ruhunun zaferiydi. Babamın sıkça tekrarladığı, Mahatma Gandhi'nin sözlerini yankılayan temel gerçeği anladığımız için dimdik ayakta durduk: 'Bir ulusun gücü nihayetinde kendi kararlılığında yatar, başkalarının değişken ittifaklarında değil.' Hindistan kendi adalet yolunu seçti.'"

Indira Gandhi — page 9

Giderek artan siyasi muhalefet, toplumsal huzursuzluk ve zorlu bir mahkeme kararıyla karşı karşıya kalan İndira Gandi, Haziran bin dokuz yüz yetmiş beş'te tartışmalı ve tek taraflı bir karar aldı. Kendi konutunda, Olağanüstü Hal ilanını imzaladı. Bu eylem, sivil özgürlükleri askıya aldı, muhalefeti bastırdı ve Hindistan'ın demokratik yapısını dramatik bir şekilde yeniden şekillendirerek siyasi tarihinde karanlık bir dönemeç oldu. "Acımasız bir kararlılıkla, yaşlı ve saygın bir devlet adamı olan Cumhurbaşkanı Fahruddin Ali Ahmed'i kararından haberdar etti. 'Ulus iç bir tehditle karşı karşıya; istikrar yeniden sağlanmalı. Niccolò Machiavelli'nin 'Prens' adlı eserinde gözlemlediği gibi, 'Amaca ulaşmak için her yol mübahtır,' bu, bir devletin bekası için bazen gerekli olan acı bir gerçektir.' Sesi kararlıydı, tartışmaya yer bırakmıyordu."

Indira Gandhi — page 10

İndira Gandi'nin mirası son derece karmaşık olmaya devam ediyor. Kendine güveni savunan, Hindistan'ı askeri zafere taşıyan ve önemli sosyal programlar başlatan dönüştürücü bir liderdi. Ancak iktidardaki dönemi, Olağanüstü Hal sırasındaki otoriter eğilimlerle de damgasını vurdu ve Hindistan'da demokrasi ve yönetişim etrafındaki söylemi sonsuza dek şekillendirdi. Hindistan'ın gidişatına etkisi inkar edilemez; genç bir ulusu çalkantılı on yıllar boyunca yönlendiren, ruhunda silinmez bir iz bırakan güçlü bir figürdü. "Hayatının çalkantılı yolculuğunu ve karşılaştığı eleştirileri düşünürken, nadir bir iç gözlem anında bir keresinde şöyle demişti: 'Beni eleştirenler inançlarımı her zaman esnek olmamakla karıştırır. Ancak bir liderin belirli bir çeliğe sahip olması gerekir. Büyük şair Rabindranath Tagore'un yazdığı gibi, 'Zayıflar asla affedemez. Affetmek, güçlünün özelliğidir.' Ben zayıflık değil, güç için çabaladım.'"