Jack and the Beanstalk

Jack and the Beanstalk — cover Jack and the Beanstalk — page 1

Meteor yağmurlarının geçici karnavallara hayat verdiği bir diyarda, dul annesinin dertlerine bağlı bir hayalperest olan genç Jack yaşarmış. Geçici harikaların ve derin özlemlerin yeri olan Düşen Yıldızlar Karnavalı, onlar için hem kaçış vaadini hem de hayal kırıklığı tehdidini barındırıyordu. Sıradan bir emek hayatına mahkum olan Jack, gizlice daha fazlasını, ulaşamayacağı kadar parıldayan isimsiz bir macerayı arzuluyordu. Ancak çiftlikleri batıyordu, inekleri Bess az süt veriyordu ve küçük kulübelerinin üzerinde bir endişe gölgesi asılıydı.

Jack and the Beanstalk — page 2

"Jack, karnaval boş hayallere yer değil," diye iç geçirdi annesi, sesi endişeden kısılmıştı. "İllüzyonlara değil, paraya ihtiyacımız var." Jack başını salladı, bakışları hala yükselen çadıra takılıydı. "Ama Anne, belki orada değerli bir şeyler bulunabilir." Son paralarını içeren yıpranmış deri keseyi sıktı.

Jack and the Beanstalk — page 3

Annesinin sesi yumuşadı. "Keşke Bess'i satabilsek. Ama kimse yaşlı bir inek istemez." Sert bir ses araya girdi. "Ben isteyebilirim," dedi karnavalın kenarından çıkan tuhaf bir adam. "Canavar için sihirli fasulyeler teklif ediyorum!" Bir avuç parıldayan fasulye uzattı. "Bunlar sıradan fasulyeler değil, çocuk, en çılgın hayallerini gerçekleştirecekler!"

Jack and the Beanstalk — page 4

"Sihirli fasulyeler mi?" Jack alay etti ama seyyar satıcı ısrar etti. "Bu gece ek onları evlat. Şafağa kadar, servete giden bir merdiven!" Annesi, çaresizce, Jack'e sert bir bakış attı. "Bu bir aptalın pazarlığı Jack! İhtiyacımız olan altın! Yoksa... peri masalları değil!"

Jack and the Beanstalk — page 5

Annesinin itirazlarına kulak asmayan, hızlı bir çözüm vaadiyle ikna olan Jack, Bess'i fasulyelerle takas etti. "Bu anı unutma anne!" diye haykırdı. "Bu fasulyeler geleceğimizi taşıyor!" Annesi yenilmiş bir şekilde arkasını döndü. "Aptal çocuk. Hepimizi mahvettin!"

Jack and the Beanstalk — page 6

O gece, meteor yağmurunun zirvesinde, Jack fasulyeleri ekti. Kalbinde umutsuzluk ve umut savaşıyordu. Plutarkhos'tan bir ifadeyi hatırladı:

Jack and the Beanstalk — page 7

Şafak gökyüzünü boyadı ve bir yıkımı değil, bulutları delen devasa bir fasulye sırığını ortaya çıkardı. Yukarı doğru sarmal çizerek yer çekimine meydan okuyordu. Jack, içinde terör ve coşkunun karışımıyla nefesi kesilerek haykırdı.

Jack and the Beanstalk — page 8

Karşı koyamadığı bir güç tarafından yönlendirilen Jack tırmanmaya başladı. Sap tehlikeli bir şekilde sallanıyordu. Bulutların üzerinde, bir deve ev sahipliği yapan bir kale buldu. Bir davetsiz misafir olduğunu sezen dev kükredi: "Fiy, fay, fo, fum! Bir İngiliz'in kanının kokusunu alıyorum!"

Jack and the Beanstalk — page 9

Çevik ve hızlı Jack, kalede gizlice ilerledi. Altın yığınları, altın yumurtlayan bir kaz ve büyülü bir arp gördü. Arpı kavrayıp fasulye sırığından aşağı kaçtı, dev arkasından gürlüyordu. Dipte, "Anne, balta!" diye bağırdı. Annesi tüm gücüyle salladı ve sırığı kesti.

Jack and the Beanstalk — page 10

Devin ölümü, düşen yıldızlar karnavalını sona erdirmiş, yerini verimli tarlalara bırakmıştı. Artık bir hayalperest değil, bir geçim sağlayıcı olan Jack, annesine baktı; annesinin yüzü minnetle yumuşamıştı. Gerçek hazinenin altın değil, harekete geçme cesareti olduğunu fark etti. Aradığı altın aynı zamanda kendi gücünü de ortaya çıkarmıştı.