Jack the Giant Killer

Jack the Giant Killer — cover Jack the Giant Killer — page 1

Uyuyan bir devin sırtına kurulmuş bir köyde, koyun gütmekten fazlasını hayal eden genç bir çocuk olan Jack yaşarmış. Tacı başında ağır gelen Kral Bran, devasa temellerini uyandırmaktan sonsuz bir şekilde endişelenirmiş. Köyün bilicisi Yaşlı Maggie, kehanetlerden ve gelecek cesur eylemlerden mırıldanırmış. Ancak Jack'in rüyalarında gürleyen adımlarıyla devlerin kendisi, köyün çimenli yamaçlarının ötesinde bir kader vaat edermiş.

Jack the Giant Killer — page 2

"Bir sarsıntı daha," diye iç geçirdi Kral Bran, asasını kavrarken. "Dev uykusunda kıpırdanıyor. Eğer uyanırsa, köyümüz yok olacak." Jack, her zamanki gibi cesurca konuştu, "Belki ben yardım edebilirim, Majesteleri? Okuduğuma göre, devin rüyalarının derinliklerinde bilinmeyen hazineler ve sırlar yatıyor."

Jack the Giant Killer — page 3

"Rüyalar aldatıcı olabilir, Jack," diye hırladı Yaşlı Maggie gölgelerden çıkarak. "Ama eylemsizlik de öyle. Sana yardım edebilecek bir şeyim var: devlerin özüyle dolu bir fasulye. Onu ormanın kenarına ek, dünyalar arasındaki perdenin inceldiği yere." Pürüzsüz, koyu renkli fasulyeyi Jack'in avucuna bastırdı. "Leonardo da Vinci'nin bir zamanlar dediği gibi, 'Hiçbir şey otoriteyi sessizlik kadar güçlendirmez'," diye fısıldadı, gözleri parlayarak. "Devi dinle, ama kendi kalbine güven."

Jack the Giant Killer — page 4

Fasulyeyi sımsıkı tutan Jack, ormana doğru ilerledi. Gölgeler hayaletler gibi dans ediyor, hava nemli toprak kokusuyla ağırlaşıyordu. Doğal olmayan bir ay ışığıyla yıkanan küçük bir açıklık buldu. Titreyen elleriyle fasulyeyi toprağa bastırdı, altlarında uyuyan deve sessiz bir yakarış fısıldadı.

Jack the Giant Killer — page 5

Sabaha karşı, devasa bir fasulye sırığı gökyüzünü delip geçmişti, yemyeşil yaprakları uhrevi bir ışıkla parıldıyordu. Jack, korkusuna rağmen karşı konulmaz bir çekim hissetti. Tırmanmaya başladı, her yukarı adım yerçekimine ve kendi cesaretine bir meydan okumaydı. Yer aşağıda kaybolurken, "Bu bir hile gibi geliyor," diye mırıldandı, ancak kafasındaki bir ses Kral Bran'ın ona ihtiyacı olduğunu haykırıyordu.

Jack the Giant Killer — page 6

Fasulye sırığı, bulutlarla örtülü bir diyara çıkıyordu ve orada devasa bir kale yükseliyordu. İçeride, altınlar müstehcen yığınlar halinde parlıyor, havada yanmış et kokusu asılı kalıyordu. Gürleyen bir ses duydu: "Fi, fa, fo, fum! Bir İngiliz'in kanını kokluyorum!" Jack o an tüm hikayelerin doğru olduğunu anladı. Bu dev bir katildi, açgözlülüğü sonsuzdu.

Jack the Giant Killer — page 7

Güzel, altın rengi bir arpın bir kafeste sessizce ağladığını gördü. Bir kadın da tuzağa düşürülmüş, şarkısı dev tarafından çalınmıştı. Jack'e baktı, gözleriyle kendisini serbest bırakması için yalvarıyordu. "Ben Melody," diye fısıldadı. "Dev sesimi ve özgürlüğümü çaldı. Bana yardım etmelisin, yoksa tüm müzik ölecek."

Jack the Giant Killer — page 8

Jack, Melody'yi serbest bırakıp arpı kavradığında, dev öfkeyle yüzü çarpılmış bir halde içeri daldı. "Hırsız!" diye kükredi, sesi kaleyi sallıyordu. Jack, Yaşlı Maggie'nin sözlerini hatırlayarak, arp üzerinde hüzünlü bir melodi çaldı, bir empati ve kayıp şarkısı. Dev, bir anlığına şaşkına dönerek, acıyla başını tuttu.

Jack the Giant Killer — page 9

Dev sendeledi, ağırlığı fasulye sırığını salladı. Son, çaresiz bir hamleyle Jack, çalıntı bir kılıçla fasulye sırığının dibini kesti. Dev yere çakıldı, terör saltanatı sona erdi. Melody, sesi geri gelmiş bir şekilde, kendi açgözlülüğü tarafından tüketilmiş bir yaratık için bir ağıt söyledi.

Jack the Giant Killer — page 10

Köyde, Melody'nin müziği her zamankinden daha tatlı ve canlı bir şekilde havayı dolduruyordu. Artık sadece bir çoban çocuğu olmayan Jack, devlerin bile anlayışı hak ettiğini, ancak kontrolsüz açgözlülüğün yıkıma yol açtığını kanıtlamıştı. Köy gelişti, geleceği güvence altına alındı, ancak devin düştüğü günü, uyuyan temelleri üzerinde taşıdıkları yükün sürekli bir hatırlatıcısı olarak hatırladılar. Bilge Konfüçyüs'ün bir zamanlar dediği gibi, 'Gerçek bilgi, kişinin cehaletinin boyutunu bilmektir.'