Mother Holle

Mother Holle — cover Mother Holle — page 1

Greta ve Elara, bal ve kül kadar farklı iki kız kardeşti. Tatlı ve adil Greta durmaksızın çalışırken, gözde ve zalim Elara onun her çabasıyla alay ederdi. Fırınları sadece baştan çıkarıcı kokularla dolu bir dükkan değildi; her biri bilinmeyen diyarlara açılan, gizli tariflerle kilitleri açılan kapılar barındırıyordu. Ancak altın ve külün beklediği Mother Holle diyarı, bir seçim talep ediyordu: nezaket ya da hor görme.

Mother Holle — page 2

Boğucu bir öğleden sonra, Greta kuyunun başında yün eğiriyordu. "Acele et kızım!" diye hırladı Elara. "Müşteriler rüyaları beklemez!" Greta iç çekti ve eğilirken, iğ yorgun parmaklarından kayarak karanlık suya düştü. Elara öfkeyle, "Sakar aptal! Şimdi onu al, yoksa farelerle uyursun!" diye bağırdı.

Mother Holle — page 3

Korku azme dönüştü. Greta hikayeleri biliyordu: hizmet edenleri altın beklerdi ama zulüm yıkım getirirdi. Kuyunun buz gibi derinliklerine daldı. Aşağı, aşağı yüzdü, yukarıdaki dünya uzak bir anıya dönüşüyordu. Sonunda dibe ulaştı, iği sıkıca tutuyordu ve çamurlu bir zemin yerine, parıldayan, ışık dolu bir geçit buldu.

Mother Holle — page 4

Greta, fırınların kendisine seslendiği tuhaf bir diyara çıktı. "Beni çıkarın!" diye bağırdı biri, kapısı şişmişti. "Yoksa ekmeğim yanacak!" Greta tereddüt etti, çünkü fırın ağır ve sıcaktı. Ancak kendi fırınından gelen ekmeğin tatlı kokusunu hatırlayınca, kapıyı açtı ve mükemmel bir şekilde altın rengi olmuş bir parti ekmeği çıkardı.

Mother Holle — page 5

İleride, bir elma ağacı olgun meyvelerinin ağırlığı altında inliyordu. "Salla beni!" diye yalvardı. "Dallarım kırılacak!" Elara'nın sesi Greta'nın zihninde yankılanıyor, ona bu yüke aldırış etmemesini söylüyordu. Ama Greta elmalı turtaların ekşi tatlılığını hatırladı ve nazik bir kalple, her elma düşene kadar ağacı salladı.

Mother Holle — page 6

Sonunda bir kulübeye ulaştı. Pencerenin kenarında kar beyazı saçlı, yaşlı, iyi kalpli bir kadın ip eğiriyordu. "Hoş geldin Greta," dedi Anne Holle, sesi yaprak hışırtısı gibiydi. "Kendini değerli olduğunu kanıtladın. Şimdi, ev işlerimde bana yardım et ve ödülünü kazan."

Mother Holle — page 7

"Ne yapmalıyım?" diye sordu Greta. Anne Holle gülümsedi. "Her gün, kuş tüyü yataklarımı silkelemen gerek. Tüyler uçuştuğunda, yeryüzüne kar yağar. Bunu sadakatle yaparsan, değerin parlayacak." Greta gülümsedi, Maya Angelou'dan bir alıntıyı hatırlayarak: "'Sen yapmadıkça hiçbir şey işe yaramaz.' Ve ben çalışacağım, nezaketim parlayacak."

Mother Holle — page 8

Uzun aylarca Greta yatakları salladı. Özenle ve saf bir kalple çalıştı. Bir gün, Anne Holle, "Zamanın doldu. Ödülünü seç," diye ilan etti. Greta'nın zihninde Elara'nın açgözlü ve kıskanç görüntüsü belirdi. Derin bir nefes alarak Greta, "Sadece evime dönmek istiyorum," dedi.

Mother Holle — page 9

Greta kapıdan içeri adımını attığında, üzerine altın yağdı ve onu baştan aşağı kapladı. "Bu senin iyiliğin için," diye seslendi Holle Ana. Greta, parıldayan ve zenginleşmiş bir şekilde fırına geri döndü. Greta'nın servetini gören Elara, kıskançlıkla yanıp tutuşarak Holle Ana'ya gitmeyi talep etti. Kolay yoldan zengin olma umuduyla kuyuya atladı.

Mother Holle — page 10

Ancak Elara çalışmayı reddetti. Kaba, tembel ve küçümseyiciydi. Geri döndüğünde üzerine altın değil, kül yağdı; tenine ve ruhuna yapıştı. Kül asla yıkanamadı. Böylece Greta pişirmeye devam etti, iyiliği fırında bir ışık gibiydi, Elara ise açgözlülüğüyle sonsuza dek damgalanmış kaldı. Ailelerinde ve mahallelerinde herkes gerçek zenginliğin nazik bir kalpte yattığını hatırladı.