The Blue Light

The Blue Light — cover The Blue Light — page 1

Diyarler arasındaki hareketli kavşakta, dileklerin para birimi, gölgelerin ise sır ticareti yaptığı bir yerde, kaderle bağlı üç ruh yaşarmış: geçmişinin peşini bırakmayan gezgin asker Leif; yasak bilgiyi koruyan esrarengiz büyücü Elara; ve kadim bir lambanın içinde hapsolmuş hayaletimsi mavi ışık Silas. Kaderleri, parıldayan kaosun ortasında gerçek özgürlüğü bulmak için fısıldanan tek bir sözün etrafında örülmüş. Ancak labirent gibi çarşıda, her parıldayan tezgahın bir seçimi ve her seçimin bir bedeli sakladığı yerde, yollarını sadece cesaret aydınlatabilirmiş.

The Blue Light — page 2

Leif, geçmiş savaşlarının ağırlığı yüzüne kazınmış bir halde pazar yerinde dolaşıyordu. Son ödemesi olan yıpranmış bir parayı sıkıca tutuyor, canlı gösterinin ortasında kaybolmuş hissediyordu. Boğuk bir ses onu çağırdı: "Kaybolmuşsun asker? Belki de geleceğine bir göz atmak yerinde olur."

The Blue Light — page 3

"Ahmaklar kontrol edemedikleri gelecekleri ararlar," Elara'nın sesi yankılandı ve Leif'i ürküttü. Süzülerek aşağı indi, gözleri kadim bilgelikle parlıyordu. "Bazı kapılar en iyisi açılmamış bırakılır asker. Bazı ışıklar en iyisi görünmez bırakılır."

The Blue Light — page 4

Elara'nın uyarısına rağmen, Leif'in bakışları yakındaki bir tezgaha kaydı; orada bir lamba uhrevi mavi bir parıltıyla titreşiyordu. "Belki de karanlıktan sana yol gösterecek bir ışık?" diye mırıldandı tüccar, gözleri açgözlülükle parlayarak. Leif, lambanın vaadiyle çekilmiş bir şekilde tereddüt etti.

The Blue Light — page 5

"Sunacak pek az şeyim var," diye itiraf etti Leif, tek parasını uzatarak. Tüccar kıkırdadı, "Bu ıvır zıvır mı? Bir göz atmaya yeter asker. Sıcaklığı hissetmeye yeter." Leif lambaya dokunduğunda, Silas'ın sesi içinde yankılandı, "Beni serbest bırak, sana en çok arzu ettiğin şeyi vereceğim."

The Blue Light — page 6

Büyülenmiş Leif, Elara'nın uzaktan gelen uyarısını görmezden geldi. "En çok neyi arzuluyorsun?" Silas'ın sesi zihnini doldurdu. Yılların pişmanlığıyla hareket eden Leif, dileğini yüksek sesle söyledi. "Geçmişteki hatalarımı geri almak."

The Blue Light — page 7

"Tehlikeli bir dilek, asker," dedi Elara, sesi hüzünle karışık. "'Geçmiş asla ölmez. Hatta geçmemiştir bile,' Faulkner'ın bilgece belirttiği gibi. Onu değiştirmeye çalışmak her zaman ağır bir bedel ister." Leif ona baktı, yüzünde ilk kez bir şüphe belirdi.

The Blue Light — page 8

Elara'yı görmezden gelen Leif, lambayı ovuşturdu. Silas kör edici bir mavi ışıkla patladı, pazar yeri etraflarında bozuldu. Spektral bir zincir parçalanarak Silas'ı serbest bıraktı ama Leif'i dileğine bağladı. Silas gürledi, "Dileğin yerine getirildi, ama her değişim dalgalanır, asker."

The Blue Light — page 9

Leif kendini tanıdık bir savaş alanında buldu; genç hali, kendisine musallat olan o kader anını yaşamak üzereydi. Silas'ın sesi yankılandı: "Değiştir onu asker. Bedelini gör." Leif, tek bir seçimi değiştirmenin öngörülemeyen felaketlere yol açtığını, her 'iyileştirmenin' daha karanlık bir sonuç yarattığını dehşetle izledi.

The Blue Light — page 10

İstenmeyen sonuçların bitmek bilmeyen döngüsüyle yıkılan Leif, pazara geri döndü. Elara, yüzünde kederli bir anlayışla bekliyordu. Artık özgür olan Silas, onun yanında kayıtsızca duruyordu. Ve Leif anladı: geçmiş geri alınamazdı, sadece kabul edilebilirdi. Aradığı ışık sadece karanlık getirmişti ama kabullenmek, ancak hak edilebilecek türden sessiz bir huzur getirmişti.