The Dog and the Sparrow

The Dog and the Sparrow — cover The Dog and the Sparrow — page 1

Kaybolmuş ezgilerin yankılandığı kristal bir mağarada, Argus adında sadık bir köpek ve Pip adında cesur bir serçe yaşarmış. Mağaranın girişinin koruyucusu olan Argus, kayanın içinden geçen parıldayan altın damarlarının günlük cazibesiyle yüzleşirmiş. Keskin gözleri ve daha hızlı zekasıyla Pip, dünyayı berraklıkla görürmüş. Onların hikayesi, açgözlülüğün, tıpkı rahatsız edici bir yankı gibi, en sadık kalbi bile tüketebileceğini, gerçek özgürlüğün ise basit sadakatte yattığını hatırlatan bir masaldır.

The Dog and the Sparrow — page 2

Argus, kristal mağarayı sadakatle koruyordu; günleri, kristal girişten süzülen gün doğumuyla işaretleniyordu. Güneşin tüylerindeki sıcaklığından ve içerideki rahatlatıcı yankılardan keyif alırdı. "Bir gün daha, bir nöbet daha," diye sık sık havlar, kuyruğunu mağara zeminine vururdu, "Ve o parlak taşları görmezden geldiğim bir gün daha!"

The Dog and the Sparrow — page 3

Bir gün, gözleri altından bile parlak bir tüccar geldi. Argus'un başını okşayarak, "Ne kadar sadık bir koruyucu!" diye haykırdı. "Sadakatini bir dağ dolusu altınla ödüllendireceğim!" Argus duvardaki parıldayan damarlara baktı, sonra tekrar tüccara döndü. Bir şüphe tohumu ekilmişti.

The Dog and the Sparrow — page 4

Tüccar, Argus'a tek bir altın para fırlattı. "Seni bekleyenlerin sadece bir tadı!" diye gürledi. Köpek tereddüt etti, sonra burnuyla parayı dürttü. "Şimdilik sadece bir tane," diye mırıldandı. Pip yukarıdan uyarıcı bir cıvıltı çıkardı.

The Dog and the Sparrow — page 5

"Daha!" diye ısrar etti tüccar, köpeğin önüne daha fazla altın yığarak. Argus, şimdi büyülenmiş bir şekilde, görevini ihmal etmeye başladı. "Sadece yeterince olana kadar," diye mırıldandı. Pip yakındaki bir sarkıta uçtu, başını sallayarak. "Görevini hatırla!" diye bağırdı.

The Dog and the Sparrow — page 6

Açgözlülüğün pençesine düşen Argus, tüccarın ve vaatlerinin peşinden koşarak mağarayı tamamen terk etti. "Yakında, tüm bunlar benim olacak!" diye düşündü. Pip, gölgelerin korumasız girişe süzülmesini dehşetle izledi. "Yolunu kaybetti!" diye yakındı.

The Dog and the Sparrow — page 7

O gece, hırsızlar korumasız mağaraya sızarak en değerli kristalleri çaldılar. Pip, kaosu görünce Argus'un peşinden uçtu. "Uyan!" diye bağırdı. "Açgözlülüğün seni kör etti!"

The Dog and the Sparrow — page 8

Argus geri döndüğünde mağaranın yağmalanmış ve tüccarın ortadan kaybolmuş olduğunu gördü. "Ödülüm nerede?" diye bağırdı, panik yükseliyordu. Pip omzuna kondu ve dedi ki: "'Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır,' dedi Aristoteles. Kendini açgözlülüğe kaptırdın, Argus."

The Dog and the Sparrow — page 9

Çalınan kristaller gitmişti ve altın dağı, aptal altını olduğunu ortaya çıkararak toza dönüşmüştü. Argus, değersiz yığına bakarak hatasını fark etti. Pip usulca cıvıldadı: "Görevine geri dönmek için henüz çok geç değil."

The Dog and the Sparrow — page 10

Argus, altın için değil, sadece görevi için mağarayı koruduğu yerine geri döndü. Mağaranın içindeki ezgiler yeniden yankılanıyordu, eskisinden daha netti. Çok şey kaybetmişti ama çok daha değerli bir şey bulmuştu. Ve peşinden koştuğu altın, onu hiçbir şeysiz bırakan şeyin ta kendisiydi.