The Garden of Paradise

The Garden of Paradise — cover The Garden of Paradise — page 1

Gölgeli dağların kalbinde, dünyanın ucuna tutunmuş gizli bir köy olan Aethel yatıyordu. Aethel'in altında, sert koruyucu Silas'ın gözettiği, ebedi bir bahar diyarı olan gizli bir bahçe çiçek açıyordu. Şüphelerle dolu, iyi kalpli bir ruh olan Elara, köyünün ötesinde bir şeyler arzuluyordu. Ancak esrarengiz kahin Lysandra, fedakarlıkla satın alınmış bir cennetten fısıldıyordu; Elara'nın her iki dünyayı da kurtarmak için ortaya çıkarması gereken bir gerçek.

The Garden of Paradise — page 2

Elara köy meydanında diz çökmüş, Aethel evlerinin tanıdık hatlarını çiziyordu. "Bir gün daha, bir çizim daha," diye gürledi Silas, sesi uzaktan gelen gök gürültüsü gibiydi. Durdu, Elara'nın çalışmasını inceledi. "Neden hep aşağı bakıyorsun, çocuk? Dağlar taştan fazlasını sunar."

The Garden of Paradise — page 3

"Çünkü hikâyeler aşağıda saklı," diye karşılık verdi Elara, Arnavut kaldırımlardaki bir çatiği işaret ederek. "Eskiler, Aethel'in Cennet Bahçesi üzerine kurulduğunu, yeryüzünün bir armağanı olduğunu söyler." Silas alay etti. "Çocuk masalları. Hadi gel, güneş batıyor; gözcü ateşlerini hazırlamalıyız."

The Garden of Paradise — page 4

O gece Elara, güneş ışığıyla yıkanan, ağaçlarında saf altından meyveler olan bir bahçe düşledi. Bir titremeyle uyandı, köyün yaşlısı Silas'ı çağırıyordu. "Yarık genişliyor," diye hırıltılı bir sesle meydanı işaret etti. "Bahçe çağırıyor ama kimse giremiyor!"

The Garden of Paradise — page 5

Merakının peşinden giden Elara, yarığa doğru tek başına süzüldü. Derinliklerden belli belirsiz, tatlı bir koku yükseliyor, anlatılmamış bir güzelliğin vaadini taşıyordu. Aşağıya doğru baktığında, gözüne bir altın parıltısı çarptı: tek bir altın elma, tam da ulaşabileceği mesafede. "Bir tane almak ne zarar verebilir ki?" diye düşündü.

The Garden of Paradise — page 6

Oraya uzandığında, zihninde bir ses yankılandı. "Her seçimin bir sonucu vardır." Kahin Lysandra, gözleri kadim aynalar gibi, karşısında duruyordu. "Bahçe'nin bereketi almak için değil, paylaşmak içindir. Açgözlülük her iki dünyayı da soldurur."

The Garden of Paradise — page 7

"Ama Aethel açlıktan ölüyor!" diye ağladı Elara, gözleri yaşlarla dolarak. "Dağlar hiçbir şey vermiyor!" Lysandra'nın bakışları yumuşadı. "Yarık genişledikçe bahçenin ışığı soluyor. Cevap, onun hediyelerini çalmakta değil, senin dünyanla benimki arasındaki ayrılığı iyileştirmekte yatıyor."

The Garden of Paradise — page 8

Elara, Aethel'in kurucularından ve taştan hayat çıkarmak için kullandıkları şarkıdan bahseden eski bir metni hatırladı. "Almadılar," diye fark etti, "sundular." Kömürünü kaptı ve unutulmuş melodiği yakındaki bir duvara çizdi.

The Garden of Paradise — page 9

Elara kadim şarkıyı söylerken, sesi köyde yankılanırken, Bahçe'den saf bir ışık huzmesi fışkırdı. Yarık kapandı, altın ışık Aethel'e doğru nabız gibi atarak çorak toprağı besledi. Silas, taşlardaki çatlaklardan çiçekler açtığını şaşkınlıkla izledi.

The Garden of Paradise — page 10

Aethel, Bahçe'nin ortak armağının besiniyle gelişti. Elara, artık şüphe yükü altında değildi, anladı: gerçek cennet aldıklarımızda değil, verdiklerimizde yatar. "Helen Keller'ın dediği gibi, 'Bir kez keyfini çıkardığımız şeyi asla kaybedemeyiz. Derinden sevdiğimiz her şey bizim bir parçamız olur.' Ve Aethel, kendisine hayat veren toprağa geri vererek, hayal edebileceğinden çok daha fazlasını kazanmıştı."