The Leap-Frog

The Leap-Frog — cover The Leap-Frog — page 1

Güneşle yıkanmış bir Fas riad'ına tünemiş şirin bir fırında, fırıncının kızı Ayşe ve meraklı bir gezgin olan Ömer yaşarmış. Ayşe'nin nesiller boyu aktarılan gizli tarifleri, sadece tatlılardan ibaret değilmiş; unutulmuş hikayelere açılan gizli kapıların anahtarlarıymış. Ancak, cimri tüccar Kasım'ın yaklaşan gölgesi, Ayşe'nin büyülü mirasını çalmakla ve riad'ı sonsuz karanlığa gömmekle tehdit ediyormuş. Ayşe ve Ömer, açgözlülük her şeyi tüketmeden önce cesaretin gerçek tarifini keşfedip evlerini kurtarabilecekler miydi?

The Leap-Frog — page 2

Ayşe ellerindeki unu sildi. "Bir gün daha, bir tepsi daha kaab el ghzal," diye iç geçirdi, hilal şeklindeki hamur işlerini düzenlerken. Ömer içeri girdi, yıpranmış tuniğindeki tozu silkeledi. "Bunu fırının arkasına saklanmış buldum," dedi, mürekkebi solmuş, yıpranmış bir yemek tarifi kartını uzatarak. "'Kurbağa Atlayışı'... bu sizin aile koleksiyonunuzda yok."

The Leap-Frog — page 3

"Çok eski görünüyor!" diye haykırdı Ayşe kartı alırken. Tarif, malzemeler yerine sembollerle, şifreli bir mısra halinde yazılmıştı. "'Altının ışığı yansıtmadığı ve sessizliğin en yüksek sesle şarkı söylediği yerde...' ne anlama gelebilir?" Ömer başını eğdi. "Büyükannem 'En iyi ayna eski bir dosttur' derdi," diye düşündü. "Belki bu tarif, riadın... ya da kendinin gizli bir bölümünü ortaya çıkarıyor."

The Leap-Frog — page 4

Ayşe günlerce tarifi çözmek için uğraştı ama semboller ona yabancıydı. Bir akşam Kasim içeri girdi, yağlı gülümsemesi yüzüne yayılmıştı. "Ayşe, canım, ilginç bir şey bulduğunu duydum," diye mırıldandı, bakışları elindeki karta sabitlenmişti. "Belki küçük bir bedel karşılığında... uzmanlığımı sunabilirim."

The Leap-Frog — page 5

"Teklifinizi takdir ediyorum, Kasım," dedi Ayşe, gülümsemesini zorlayarak. "Ama bulmacalarımı kendim çözmeyi tercih ederim." Kasım kıkırdadı, tüyler ürpertici bir sesle. "Ne inatçılık," dedi. "Unutmayın, Ayşe, her şeyin bir bedeli vardır. Sırların bile."

The Leap-Frog — page 6

Günler uykusuz gecelere dönüştü. Endişeyle hareket eden Ayşe, tarif sembollerinin riyadın kadim çinilerindeki desenlerle eşleştiğini fark etti. Ömer'e fısıldadı: "İlk adım, tariflerin uyuduğu kütüphanenin kalbine çıkıyor." Bir gece geç saatlerde, ay ışığıyla aydınlanan kütüphaneye gizlice girdi. "Cevap başından beri sorunun içindeymiş," diye düşündü.

The Leap-Frog — page 7

Kütüphane, sayfaların hışırtısından başka ses duymayacak kadar sessizdi. Ayşe, fayans desenlerini takip etti, parmağı gizli bir anahtarın üzerine geldi. Bir kitaplık açılarak karanlık bir geçit ortaya çıkardı. "Düşüncelerimizle şekilleniriz; ne düşünürsek o oluruz," dedi Ayşe, Buda'yı hatırlayarak. Ömer'e döndü, "Hazır mısın?"

The Leap-Frog — page 8

Geçitten geçtiler ve kendilerini unutulmuş bir avluda buldular. Ortada, gözleri gizli bir ışıkla parlayan, taştan bir seksek heykeli duruyordu. Ayşe yaklaştıkça, tarif kartındaki mısra zihninde belirdi: "Altının ışığı yansıtmadığı yerde..." Paslanmış bir gümüş parayı heykelin ağzına yerleştirdi.

The Leap-Frog — page 9

Heykel gürledi ve avlu duvarındaki gizli bir kapı kayarak açıldı, Aïcha'nın ailesinin sırrını ortaya çıkardı: her biri eşsiz bir büyü biçimi içeren, antik yemek kitaplarıyla dolu bir oda. Kasim, yüzü öfkeyle çarpılmış bir halde avluya daldı. "Benden saklanamazsın!" diye kükredi. Aïcha bir yemek tarifi uzattı. "Nezaket, toplumu birbirine bağlayan altın zincirdir," diye açıkladı, Goethe'yi hatırlayarak. Nezaket tarifi bizi kurtaracak.

The Leap-Frog — page 10

Riadın içinde bir sıcaklık dalgası yayıldı ve herkesi sevgiyle doldurdu. Kasim'in açgözlülüğü pişmanlığa dönüştü ve yok oldu. Özür diledi, servetini iyilik için kullanacağına söz verdi. Riad güvendeydi ve Ayşe anlamıştı: gerçek sihir tariflerde değil, ilham verdikleri nezaketteydi. Ve attıkları o adım, hayatlarının en büyük adımı oldu.