The Magic Swan Geese

Fısıldayan bir ormanın yanı başında kurulmuş bir köyde, fırıncının kızı Elara ve küçük erkek kardeşi Bram yaşarmış. Annelerinin büyülü tarifleri, unutulmuş diyarlara kapılar açabilirmiş, ancak açgözlülük ve ihmal, onların huzurlu varoluşlarını parçalamakla tehdit ediyormuş. Orman sırlar saklıyormuş ve Elara'nın yolculuğu, yasak gücün cazibesine karşı aile bağlarını sınayacakmış. Yaşlı bir kadın uyarmış: "Bazı kapılar hiç açılmasa daha iyi, evlat."

Elara hamur yoğuruyordu, elleri unluydu. Bram önlüğünü çekiştirdi. "Bana sihirli tarifleri bir daha anlat, Elara!" diye yalvardı. Elara gülümsedi. "Annem hep derdi ki, her tarif bir kapıyı açar. Ama bazı kapılar, bir kez açıldı mı, bir daha asla kapanmaz."

Bir gün, arabası pırıl pırıl altınlarla dolu gezgin bir tüccar geldi. Elara'ya, sonsuz zenginlik bahşettiği söylenen 'Altın Kaz' pastasının tarifi için bir servet teklif etti. Elara tereddüt etti. "Annem onu satmayı yasaklamıştı," diye fısıldadı. "Bu fiyata değmez." Bram hasretle altına baktı.

Tüccar, Bram'in eline tek bir altın sikke sıkıştırdı.

Elara Altın Kaz pastasını pişirdi. Pastayı fırından çekerken, fırının duvarında parıldayan altın bir kapı belirdi. Ötesinde altın ışıklarla yıkanmış bir orman uzanıyordu. "Bu yanlış, Elara!" diye düşündü, korku onu sararken. "Ama sadece bir bakış..."

Bram karşı koyamayarak kapıdan fırladı. Elara çığlık attı ama Bram gitmişti. Sonra, tüyler ürpertici bir çığlık duydu. Başının üzerinde, on iki kuğu kazı altın ormana doğru uçtu, Bram da aralarındaydı, şimdi dönüşmüştü. "Bram!" diye çığlık attı Elara. "Ben ne yaptım?"

Elara altın ormana daldı. Konuşan bir fırın ona ekmek uzattı. "Geri dön," diye hırıltılı bir sesle konuştu. "Bazı yollar yürünmek için değildir." Elara reddetti. "Kardeşimi kurtarmalıyım." Konuşan bir elma ağacı ona meyve sundu. "Onu unut," diye fısıldadı. "Kendin için yaşa." Elara ilerlemeye devam etti.

Elara sonunda pırıl pırıl bir göle ulaştı. Derinliklerinde ormanı değil, kendi yüzünü gördü; yaşlanmış, hırsla katılaşmış bir yüzdü. "Olmak istediğim kişi bu mu?" diye sordu kendine. Bir ses yankılandı: "Gerçek yolculuk dışa değil, içe doğrudur." Gümüş bir anahtar yüzeye çıktı.

Elara gölü takip ederek gümüş bir kapıya geldi. Anahtar tam oturdu. Kapının ardında, kuğu kazlarını ve narin, altın saçlı bir çocuk buldu. Bram'e sarıldı. "Çok üzgünüm," diye ağladı. "Neredeyse seni hırsıma kurban ediyordum." Tüccarın ona verdiği altın parayı düşürdü.

Elara ve Bram fırınlarına geri döndüler. Altın kapı yok oldu, altının tadı sonsuza dek kovuldu. Elara hamur yoğururken, "Büyü hala orada," dedi. "Ama onu akıllıca kullanmalıyız." Peşinden koştukları altın neredeyse onlara her şeye mal oluyordu. Ama öğrendiler ki, sevgi hepsinden daha değerli bir içerikti.