The Story of Prince Agib

The Story of Prince Agib — cover The Story of Prince Agib — page 1

Devasa, gezgin bir ağaç okulunda, görünmez zenginliklerin yükünü taşıyan Prens Agib, altın kafesinin ötesinde bir amaç için yanıp tutuşuyordu. Babası Kral, altın fermanlarla hüküm sürüyordu, ancak Agib, altınla kaplı bir yükümlülük yerine gerçek bir bağ arzuluyordu. Gizemli bir harita ortaya çıktı, gerçek değerin altınla ölçülmediği gizli bir diyardan fısıldıyor, yalnızca en saf kalbin fethedebileceği bir denemeye işaret ediyordu. Ayrıcalıkla körleşmiş Agib, onu arayacak cesareti bulabilecek miydi?

The Story of Prince Agib — page 2

Agib, devlet yönetimi ve strateji derslerinden sıkılmış bir halde hocalarının arasında oturuyordu. Macera istiyordu, miras yoluyla değil, deneyimle kazanılmış bilgi arzuluyordu. "Yine bir antlaşma, yine bir ticaret yolu," diye iç geçirdi, müşaviri, nazik gözlü, bilge yaşlı adam Jafar'a. "Zenginlikler bizi rutine bağlıyorsa ne işe yarar?"

The Story of Prince Agib — page 3

"Merak, öğrenme mumunun fitilidir," dedi Cafer, Amerikalı motivasyon yazarı William Arthur Ward'dan alıntı yaparak. "Ancak kontrolsüz merak karanlık yerlere yol açabilir, Yüce Majesteleri." Cafer eski, parşömen bir harita çıkardı. "Bir haritacı bunu, içi oyulmuş bir tarih kitabının içinde saklı buldu. Fısıldayan Ormanlar'ın ötesinde bir denemeden, zenginliğin değil, liyakatin bir sınavından bahsediyor."

The Story of Prince Agib — page 4

Babasının isteklerine karşı çıkarak, Agib, Cafer ile birlikte Fısıldayan Ormanlar'a girdi. Ağaçlar uzun ve tehditkar bir şekilde yükseliyor, dalları iskelet kolları gibi budaklıydı. Ağaçların kendisinden geliyormuş gibi görünen bir ses, Agib'i en çılgın hayallerinin ötesinde güç ve zenginlik vaatleriyle baştan çıkardı. "Sadece küçük bir biblo, Prens," diye mırıldandı, "değerinizin bir nişanesi."

The Story of Prince Agib — page 5

Agib, kolayca elde edilecek güç vaadiyle anlık olarak yoldan çıkarak, alçak bir daldan sarkan altın bir muskaya uzandı. Cafer onun kolunu tuttu. "Para sevgisi tüm kötülüklerin kökenidir Prens Agib," diye uyardı Cafer, Havari Pavlus'tan alıntı yaparak. "Temptation'a yenik düşme."

The Story of Prince Agib — page 6

Cafar'ın uyarısını görmezden gelen Acib, muskaya uzandı. Anında önünde parıldayan bir ayna belirdi. Ayna, onun gerçek görüntüsünü değil, kendisinin altın zırhlarla süslenmiş, güçlü, fatih bir kral olarak çarpıtılmış bir görüntüsünü yansıtıyordu. "Bu sen olabilirsin, Acib," diye fısıldadı ayna. "Tek yapman gereken, haklı olarak sana ait olanı almak."

The Story of Prince Agib — page 7

Aynanın yanılsamasına kapılan Agib, aynaya doğru atıldı. Aynanın aldatıcı gücünü bilen Cafer, Agib'i kenara iterek kendisi yansımanın içine girdi. Göz kamaştırıcı bir ışıkla ayna parçalandı ve Cafer ortadan kayboldu. "Cafer!" diye bağırdı Agib, pişmanlık içinde.

The Story of Prince Agib — page 8

Agib, yapayalnız, ormanın derinliklerine doğru sendeledi. Gizli bir açıklık buldu; orada, kurumuş yaşlı bir kadın, ölmekte olan bir ağacın yanında oturmuş ağlıyordu. "Ağacım, yaşam kaynağım soluyor," diye yakındı. "Onu ancak özverili bir eylem geri getirebilir."

The Story of Prince Agib — page 9

Agib, Cafer'in fedakarlığını hatırlayarak altın muskadan vazgeçti. Cebine uzandı ve taşıdığı tek gerçek değerli şeyi çıkardı: Cafer'in ona verdiği, gelmiş geçmiş ilk ağaçtan geldiğini söylediği, potansiyelin sembolü olan bir tohum. Onu ölmekte olan ağacın dibine ekti ve gözyaşlarıyla suladı.

The Story of Prince Agib — page 10

Anında ağaç yeniden canlandı, dalları gökyüzüne uzandı, yaprakları canlı yeşilliklerle açıldı. Yaşlı kadın gülümsedi, gözleri minnetle parlıyordu. Cafer, Agib'in yanında zarar görmemiş bir şekilde yeniden belirdi. Gerçek değeri şimdi anlayan Agib, artık bir altın prensi değil, halkın prensi olarak krallığına döndü. Peşinden koştuğu altın, onu hiçbir şeysiz bırakan şeydi.