Wonder Books — Her şeyden biraz okumak isteyenler için resimli hikâyeler

Wonder Books

Her şeyden biraz okumak isteyenler için resimli hikâyeler

Wonder Books, WonderBooks kütüphanelerinden biridir. Her hikâye yaklaşık on resimli sayfadan oluşur ve sesli anlatımı vardır; bu sayfada Türkçe olarak yayımlananlar toplanmıştır.

Türkçe okuma

Bu adres dilini korur: aşağıdaki hikâyelerden birini açtığınızda sayfa Türkçe kalır; kendi web adresi ve site haritasında kendi kaydı vardır.

Hikâye başlıkları şimdilik İngilizce görünüyor; hikâyelerin metni Türkçedir.

Türkçe yayımlanan hikâyeler (205)

  1. A Day in Ancient RomeAulus ve en iyi arkadaşı Aurelia, senatörlerin ve tüccarların arasından sıyrılarak Forum'da koşuşturuyorlardı.
  2. Across the Globe With GrandpappyYaşlı Büyükbaba kıkırdadı, gözleri etraflarındaki yer altı kristalleri gibi parlıyordu. "Subterra'ya hoş geldin, küçük filizim!" diye gürledi, nasırlı eliyle işaret…
  3. Amelia's Aztec Ascent"Çabuk, Shelly! Gelgit beklemez!" diye seslendi Amelia, sesi deniz fenerinin bembeyaz duvarlarında yankılanarak.
  4. Anansi the Spider's Trick"Çabuk, Kwaku! Güneş kabuğumu kavuruyor!" Örümcek Anansi, sıcak kumların üzerinde yan yan hızla ilerledi, birçok bacağı bulanık bir görüntü oluşturuyordu.
  5. Ariadne's String and the Minotaur's Maze"Uyan, Ariadne!" diye bağırdı Theseus, sesi Arnavut kaldırımlı sokaklarda yankılanarak. Penceresinden dışarı baktığında arkadaşının, köyleri Knossos'un üzerinde…
  6. Around the World in Paper Boats"Bak, Elara, bir kırışıklık daha!" diye gürledi Bram, sesi Arnavut kaldırımlı sokaklarda yankılanarak. Bir çatının üzerinde tünemiş olan Elara kıkırdadı.
  7. Astral PiratesMercan ve deniz canlılarıyla kaplı eski kalyon, Mercan Resifi Akademisi olarak hizmet veriyordu. Güneş ışığı suyun içinden süzülerek, kalyonun iskelet kalıntıları…
  8. Banana Phil's Perfectly Purple Pizza"Bir kum tanesi daha ve yemin ederim seni bir kağıt ağırlığına çeviririm!" diye hırıldadı huysuz bir kum heykeli olan Reginald.
  9. Barnaby Bear Shares His BerriesBarnaby Ayı donmuş tundrada ilerlerken şiddetli bir tipi esiyordu. Küçük arkadaşı Penguen Pip yanında titriyordu.
  10. Barry the Burrito's Backward BirthdayOrman zemini kısık fısıltılarla uğulduyordu; burnuna tünemiş gözlüklü, tombul bir porsuk olan Profesör Pip, minik akademik şapkasını düzeltti.
  11. Bartholomew's Bottomless Bucket of Boogers"Bartholomew, yine mi!" diye cıyakladı Penelope, parlak, yapışkan bir topaktan sıyrılarak. Bartholomew, sallanan saman yığınının tepesinde kontrolsüzce kıkırdıyordu.
  12. Berry the Bear Shares His BerriesEverbrook'un Arnavut kaldırımlı sokaklarının derinliklerinde, parıldayan jeotlar ve şırıldayan kristal dereler arasında gizlenmiş, Yeraltı Köyü'nün saklı dünyası…
  13. Berry the Bear's Bee FriendAyı Berry iç çekti, sonsuz, boyalı denize bakıyordu. "Bir gün daha, bir boş ufuk daha," diye homurdandı, minik gözlüğünü ayarlarken.
  14. Berry the Bear's Bumblebee Friend"Büyük yarışa hazır mısın, Berry?" diye vızıldadı Barnaby, minik kanatları bulanık bir görüntü oluşturarak. Ayı Berry gerindi, yüzünde kocaman bir sırıtış vardı.
  15. Berry's Kind Heart, Deep WoodsProfesör Pip, burnuna tünemiş gözlükleriyle tombul bir porsuk, küçük papyonunu düzeltti. "Aman Tanrım, Berry!
  16. Berry's Kind Song for the BeesKristal Mağaraları'nın derinliklerinde, yankıların unutulmuş şarkılarla dans ettiği yerde, Berry adında genç bir peri yaşarmış.
  17. Berrynose the Squirrel's Unexpected Friend"Berrynose, çabuk ol!" diye cıvıldadı Pip, küçük sesi metalik koridorlarda yankılanarak. Yıldızlara bakmaya düşkün genç bir sincap olan Berrynose, büyük gözlüğünü…
  18. Best Friends Build a BridgeAnya, bulut ayakkabıları parıldayan patikalara zar zor dokunarak pastel gökyüzünde süzülüyordu. "Çabuk ol, Elara!" diye seslendi, sesi yüzen adalar arasında…
  19. Best Friends Build a Rainbow"Acele et, Elara! Güneş neredeyse batacak!" diye cıvıldadı Pip, küçük kanatları vızıldayarak öne fırlarken.
  20. Bumble Bees Build a Better Basket"Acele et, Vız!" diye seslendi Kraliçe Arı Beatrice, sesi mağarayı andıran mantar tünellerinde yankılanarak.
  21. Captain Underpants's Day OffYaramaz dördüncü sınıf öğrencileri George ve Harold sıkılmışlardı. Yaz tatili önlerinde uzanıyordu, programlanmamış zamanın sonsuz bir genişliğiydi.
  22. Chemical Reactions in Your Kitchen"Anne, hamuru karıştırınca neden değişiyor?" diye sordu Noor, mutfakta hararetle karıştırırken. Enzo tezgaha yaslanmış, dikkatle izliyordu.
  23. Chinese New Year DragonAy Yeni Yılı hazırlıklarının yapıldığı kalabalık pazarda Leo ve Mei koşuştururken, kahkahaları yankılanırken, hava beklentiyle doluydu.
  24. Chrome Fist ChroniclesZümrüt ve altın rengi yaprakların arasından süzülen güneş, tuhaf bir manzarayı aydınlatıyordu. Gözlüklü sincaplar, burunları minyatür kitaplara gömülmüş bir şekilde…
  25. Cleopatra's Kitten and the Nile"Çabuk, İsis! Nil bekliyor!" diye bağırdı genç Kleopatra, nehir kenarına doğru koşarken sandaletleri toz kaldırıyordu.
  26. Cleopatra's Kitten and the Nile QuestAmeena pırıl pırıl labirentte seke seke ilerliyordu, kedisi Pyramus da peşinden zıplayarak geliyordu. "Beni bekle, Pyramus!" diye kıkırdadı, sesi tuhaf bir şekilde…
  27. Clockwork Heart, Comet's Brave Melody'Yaşayan Hikayeler Kütüphanesi'ne hoş geldiniz!' diye duyurdu Clara, sesi hafifçe yankılanarak. Rami gözlüğünü düzeltti, bulutlara kadar uzanıyor gibi görünen devasa…
  28. Clockwork Moon in the Forgotten LabyrinthRüya Dokuyucu Demiryolu hafif bir enerjiyle uğulduyordu. Kalani, ensesinde örgülü, düz, koyu kahverengi, parlak saçlarıyla gözlüğünü ayarladı.
  29. Colors In Rocks: A Geology TaleLayla, her her zamanki sarı kapüşonlusu, mavi kot pantolonu ve beyaz spor ayakkabılarıyla, California Bilimler Akademisi'ndeki renkli kaya sergisine dikkatle…
  30. Comet's Clockwork Kingdom Melody"Bak Adam, dünden bile daha göz kamaştırıcı!" diye haykırdı Sonja, uzaktaki pamuk şeker pembesi ve elektrik mavisi girdabını işaret ederek.
  31. Comets and Meteor ShowersLayla ve babası David, San Francisco'daki Dolores Caddesi'nde araba kullanıyorlardı. Yoğun sis, Viktorya dönemi evlerini bir battaniye gibi örtmüştü.
  32. Cooperation Saves the Soccer Game"Çabuk ol, Jun! Geç kalacağız!" diye bağırdı Ivan, sesi asma kaplı, yüksek binalarda yankılanarak. Kalabalık, neon ışıklı pazar yerinde ilerleyen Jun sırıttı.
  33. Diwali LightsGelecekler Labirenti şafakta parıldıyordu. Diwali lambalarından daha parlak bir ruha sahip, meraklı bir kız olan Maya, aynalı yollarda sekerek ilerliyordu, en iyi…
  34. Egyptian Creation Mythsİşani nefesini tuttu, parmağıyla büyük bir taş parçasına işaret etti. "Şuna bak, Devi!" Hiyeroglifler, Büyük Mısır Müzesi'nin loş ışığında dans ediyor gibiydi.
  35. Egyptian Pottery: The First Art FormPetra, gözleri hayranlıkla açılmış bir şekilde Büyük Mısır Müzesi'nde neşeyle dolaşıyordu. Bir cam vitrinin önünde aniden durdu. "Valentina, bak!
  36. Egyptian Schools and EducationNalini, Büyük Mısır Müzesi'nde sekerek ilerliyor, gözleri yüksek sergileri tarıyordu. "Vay canına! Şu steli görüyor musun, Vivaan!" diye haykırdı, hiyerogliflerle…
  37. Einstein's Wild Thought ExperimentGüneş Marin Headlands'in arkasına batarken, Amara ve babası Everett Ortaokulu'nun merdivenlerinde duruyordu.
  38. Elara and the Kind Dragon's SecretElara, kızıl kum tepelerinde seke seke ilerliyor, kahkahası boyalı çölde yankılanıyordu. "Çabuk, Pip! Parıldayan havuzlar bu tarafta!" Tilki arkadaşı Pip, heyecanla…
  39. Elara and the Seven Silken Stars"Çabuk, Elara! İpek Yıldızlar sonsuza dek beklemeyecek!" diye gürledi Grock, sesi devasa mağarada yankılanarak.
  40. Fast Feet Finish as OneMalik ve Atlas'ın önünde, parlak gökyüzünün altında kızıl, aşıboyası ve safir renkli kumların girdabıyla Boyalı Çöl uzanıyordu.
  41. Fastball Friends Forevermore"Biraz kum yakmaya hazır mısın, Bolt?" diye sordu Rio, gözlüğünü ayarlarken. Küçük ama kararlı bir kaplumbağa olan Bolt, onaylayan bir homurtu çıkardı.
  42. Finley Fox and the FirefliesGökyüzü Şehri Aethoria, kabarık bulut adalarını birbirine bağlayan tül köprülerle parıldıyordu. Finley Fox, bulut evlerinden sarkan kristal çanlar arasında…
  43. Five Fierce Falcons Fly ForwardAnya, eldivenli elini aşağıdaki dönen bulutlara doğrultarak nefesi kesilmiş bir şekilde, "Bak, Orion!" diye haykırdı.
  44. Flicker and the Enchanted LibraryBüyük Kütüphane'de unutulmuş hikayelerden oluşan devasa bir yığının tepesine tünemiş küçük Eliana'nın etrafında hava, anlatılmamış hikayelerle parıldıyordu; en iyi…
  45. Flora's Fantastic Plant PredicamentLayla arkadaşı Jess ile Everett Ortaokulu'nun önünden geçerek hareketli Church Caddesi'ne doğru yürüyordu.
  46. Flora's Shadow Garden of GeodesYousef, oyun parkı kaydırağının yakınında bulduğu tuhaf bir taşı incelerken diz çöktü. "Bu da ne böyle?" diye yüksek sesle merak etti, jeodu ellerinde çevirerek.
  47. Forgotten Key to the Bedtime StarSaatli Şehir, her biri kahkaha ve şarkıyla çalışan binlerce küçük dişliyle vızıldıyordu. Kumral saçlarını kurdelelerle bağlanmış iki örgüyle toplayan Yuki, saatli…
  48. Game Day JittersHava beklentiyle doluydu. Şampiyonluk maçı günüydü ve Wildcats hazırdı. Yani, neredeyse. Takımın on yaşındaki yıldız oyun kurucusu Mateo, midesinde bir düğümün…
  49. Goal! A Football StoryLeo futbol topunu sektiriyordu, kalbi davul solosu gibi gümbürdüyordu. En iyi arkadaşı Mia, başka bir topu dizleriyle sektiriyor, hiç düşürmüyordu.
  50. Goodnight Moon Village"Çabuk, Elara! Rüya Dokuyucusu'nun geçit töreni başlamak üzere," diye bağırdı Leo, sesi Arnavut kaldırımlı sokaklarda yankılanarak.
  51. Grandma's Wild Garden Midnight MelodyJia döndü, platin rengi kısacık saçları binlerce aynadan gelen ışığı yakalıyordu. "Burası doğru yol mu, Alina?" diye sordu, sesi tuhaf labirentte yankılanarak.
  52. Harmony Hoops and Helping Hands"Acele et, Yonca! Çiçek Balosu seçmeleri her an başlayacak!" diye haykırdı genç bir çekirge olan Pip, çiy damlalı çimlerin üzerinde zıplayarak.
  53. Hatshepsut: The Woman Who Became PharaohRin grubunun önüne geçti, gözleri Büyük Mısır Müzesi'ndeki devasa heykelleri tarıyordu. Durdu, asil, taştan bir sfenkse çekildi.
  54. Hazel Hedgehog Helps a Hummingbird"Çabuk ol, Hazel! Ders başlamak üzere," diye cıvıldadı Pipit, minik kanatları bir bulanıklık içinde. Sırtı kitaplarla dolu, dikenli Hazel Kirpi, sinekkuşu arkadaşına…
  55. How Diamonds Are Formed Under PressureGüneşli Noe Valley mutfaklarında, Ruby annesi sebzeleri yıkarken onun elinde minik bir ışıltının dans ettiğini izledi.
  56. How Egyptians Moved 2-Ton BlocksAdaeze, gözleri yüksek heykelleri tarayarak Büyük Mısır Müzesi'nde neşeyle ilerledi. "Bak Zola, o Rosetta Taşı!" diye haykırdı, cam bir bölmenin arkasındaki devasa…
  57. How Encrypted Radio Communication Was BuiltTarık mercan şeklindeki kalemini kurcalarken, bir papağan balığı sürüsünün eski korsan gemisinin iskelet kalıntıları arasında hızla yüzmesini izliyordu.
  58. How Fireworks Get Their Colors"Vay canına, ne kadar çok renk var!" diye haykırdı Layla, Mission Dolores Park'tan San Francisco Körfezi üzerindeki havai fişeklerin patlamasını izlerken.
  59. How Glaciers Shape the LandRohan, Golden Gate Park'ın ortasındaki devasa bir kaya parçasının üzerindeki uzun, derin bir çiziği takip etti.
  60. How Plants Eat SunlightKıvırcık siyah saçlarını kısa kesimli tutan Ravi, Everett Ortaokulu'nun dışındaki kaldırımda basketbol topunu sektiriyordu.
  61. How Refugees Reshaped Europe After World War IIDevi, müze masasına yayılmış kadim haritaya gözlerini kısarak baktı; soluk çizgileri anlatılmamış hikayeler vaat ediyordu.
  62. How Rivers Shape the LandLayla ve babası David, San Francisco'daki Embarcadero boyunca yürüyorlardı. Yoğun bir sis bastırıyor, şehrin seslerini yumuşatıyordu.
  63. How Spiders Spin WebsSan Francisco Botanik Bahçesi'nde, iki çiçekli çalının arasında devasa, kusursuz bir örümcek ağı sabah çiyiyle parlıyordu.
  64. How the Brain Processes MusicEverett Ortaokulu'nun hareketli oditoryumunda Zain, arkadaşı Rami'nin yetenek gösterisi için gitarında hızlı, neşeli bir melodi çalmasını izliyordu.
  65. How Volcanoes EruptLayla, ailesinin minibüsünün arkasında oturmuş, Robin Williams Tüneli'nden geçerken "Burası neden bu kadar farklı ses çıkarıyor?" diye sordu, tünel duvarlarını…
  66. Humphrey the Hedgehog Helps a Home"Uyan uykucu!" diye cikcikledi Pip, bir dalla Humphrey'i dürterek. Kirpi Humphrey homurdandı, rahat yaprak yığınının daha da derinine gömüldü.
  67. Inside the Human CellKalın, su geçirmez bir cekete sarınmış Alina, zifiri karanlığa baktı. Yağmur, araştırma gemisi 'Deep Explorer'ın pencerelerine çarpıyordu.
  68. Island of the GiantsLeo ve Maya, küçük bir sahil köyünde yaşayan iki ayrılmaz arkadaştı. Leo, başı hep kitaplarda, uzak diyarların hayalini kurardı.
  69. Journey to the Center of the VolcanoYüksek meşe kapının üzerindeki çan çaldı ve Elara'yı ürküttü. Profesör Willow, sesi sonbahar yaprakları gibi nazik bir hışırtıyla, "Yine mi geç kaldın Elara?" diye…
  70. Ki SurgeGüneş, devasa yaprakların arasından altın rengi ışıklar damlatarak insan gözünün görmediği hareketli bir dünyayı aydınlatıyordu.
  71. Kindness Blooms in Bluebell Valley"Dikkat et, Elara! Bu basamaklar Büyükanne Willow'un masallarından bile eski!" diye gürledi Barnaby, sesi mağaranın içindeki geniş alanda yankılanarak.
  72. Labyrinth League's Great Sportsmanship Game"Çabuk, Rafael!" diye seslendi Tara, sesi devasa kabak çiçeğinin içinde yankılanarak. Rafael, nefes nefese, peşinden tırmanırken, minik çizmeleri polenle kaplı…
  73. Layla's Lightbulb Learning LabLayla ve babası Golden Gate Köprüsü yakınlarındaki bir yaya tünelinde yürüyorlardı. Geçen arabaların sesi içeride garip bir şekilde yankılanıyordu.
  74. Lazy GirlAurelia'nın parıldayan, altın dünyasında Lyra adında bir kız yaşarmış. Aurelia, sürekli güneş ışığı alan, altın nehirleri ve parıldayan madenlerden yapılmış evleri…
  75. Leaping Lizards Learn to Launch"Meteor Yağmuru Karnavalı sonunda geldi!" diye cıvıldadı Pip, kuyruğu heyecandan seğirerek. Zilla, gözlüğünü titizlikle ayarlarken iç çekti.
  76. Leaping Lizards Learn to League"Daha hızlı, Gil!" diye bağırdı Maya, kahkahası rıhtımda yankılanarak. Şaşırtıcı derecede güçlü bacaklara sahip küçük bir kertenkele olan Gil, Maya yıldız ışıklı…
  77. Learning to Say SorryBoyutlararası Pazar, tüccarların sohbetleri ve tuhaf aletlerin vızıltılarıyla doluydu. Kısa, dokulu koyu sarı saçları uzaylı güneş ışığını yakalayan Nikolai…
  78. Leo Learns a Listening Heart"Dikkatli ol, Leo!" diye gürledi bir ses, küçük bir çakıl taşı köpüren derenin üzerinden sekerek geçerken.
  79. Little Lanterns Light the WorldProfesör Barnaby Badger minik gözlüklerini ayarlarken Fısıldayan Orman'a bir sessizlik çöktü. "Sessiz olun herkes!" diye ciyakladı, minyatür tokmağını kürsüsüne…
  80. Little Melody's Big World Song"Vay canına!" diye haykırdı Katya, sesi geniş odada yankılanarak. Tendai, gözleri hayranlıkla açılmış bir şekilde yanında süzülüyordu.
  81. Little Otter's Lilypad RescueHava yıldız tozlarıyla parıldayan Cinder Dağı'nın zirvesinde, Duygu Gözlemevi yükseliyordu. "Empati kadranını ayarla, Kenzo!" diye gürledi Profesör Eldrin, sesi…
  82. Luxor Today: The World's Largest Open-Air MuseumSaanvi nefesi kesilmiş, gözleri kocaman açılmış bir şekilde devasa kumtaşı heykeline bakıyordu. "Bak Teodoro, bu inanılmaz!
  83. Maya's Magical Mehndi Journey"Bak Maya, limana bir yıldız ışığı gemisi daha geliyor!" diye bağırdı Rohan, parıldayan nehri işaret ederek. Yüzü kıvrımlı kına desenleriyle boyanmış Maya kıkırdadı.
  84. Midnight Train to Teamwork TownÖmer gözlüğünü ayarladı, aynalı görüntülerden oluşan girdap gibi tünele baktı. "Bram, burası doğru yol mu, emin misin?" diye sordu, sesi garip bir şekilde…
  85. Midnight Train's Labyrinth Sports Day"Çabuk, Tao! Göktaşı yağmuru başlıyor!" diye bağırdı Sami, sesi tuhaf manzarada yankılanarak. Tao, hızına yetişmekte zorlanarak, "Geliyorum!
  86. Mission to Planet AquaÇOK GENİŞ GENEL PLAN: Parlak sabah güneş ışığı, Aquamarina'nın gizli şehrini aydınlatarak devasa bir mağaraya süzülüyor.
  87. Moving to a New Town"Bak Yasmin, akan yıldızlar!" diye bağırdı Astrid gökyüzünü işaret ederek. Yasmin, yıpranmış bir oyuncak ayıyı kucaklayarak, gözleri hayretle kocaman açılmış bir…
  88. Mud Puddle Pass Leads To VictoryKocaman ağaç okul, 'Yemyeşil Akademi', bir sonbahar daha başlarken nazikçe gıcırdıyordu. İçeride, Jun ayak parmak uçlarında zıplıyor, kolunun altında bir futbol topu…
  89. Mud Puddle United: The Sluggers Win'The Sweet Spot' fırınındaki hava her zaman ılık şeker ve macera kokardı. Renkli bir saç bandıyla geriye toplanmış kabarık, afro dokulu siyah saçlı Imani, dev bir…
  90. My Best Friend Is Different"Şu drone'a dikkat et, Zip!" diye bağırdı Maya, arkadaşının kolunu tutarak. Parlak gümüş rengi bir drone hızla yanlarından geçti ve Zip'in kafasını kıl payı sıyırdı.
  91. My Grandma Is a Superhero"Büyükanne'nin yeni bir hobisi var, Leo!" diye bağırdı Maya, kapıdan içeri dalarken. Bir video oyununa dalmış olan Leo, zar zor başını kaldırdı. "Evet, evet.
  92. Nefertari's Tomb: The Sistine Chapel of Egypt"Vay canına!" diye haykırdı Freya, cam vitrine bakarken. "Şu renklere bak, Luciana!" İçeride, boyalı sıvanın bir bölümü müze ışıkları altında parıldıyordu.
  93. Never Give Up, Starfish Squad!Leandro parıldayan suya doğru gözlerini kıstı.
  94. Never Trust a Squirrel with SocksBarnaby Buttercup, uyumsuz çorapları rüzgarda dalgalanarak, kıpkırmızı kum tepelerinde sekerek ilerliyordu.
  95. Pants Stuck in the Playground Slide"Çabuk, Elara! Gelgit geliyor!" diye bağırdı Finn, deniz fenerinin balkonundan kollarını sallayarak. Elara, bir kayanın üzerinde tehlikeli bir şekilde dururken…
  96. Pants-Wearing Penguins Panic at Prom"Acele et, Orville! Balo Tablosu başlamak üzere!" Beatrice, bir şövalyenin devasa portresinin yanından paytak paytak geçerlerken yüzgeçlerini heyecanla çırparak…
  97. Pegasus and the Young Rider"Duydun mu Pip?" diye sordu Maya, nefesi keskin havada buharlaşarak. Pip, küçük, tüylü bir penguen, başını eğerek daha yakına yürüdü.
  98. Penguins Don't Like Pickle Juice"Penguenler ve turşu suyu asla bir araya gelmez, Profesör Pip!" diye gürledi Barnaby, neredeyse bir teleskopu devirecekti.
  99. Peter PanHayallerin kanatlandığı, pırıltılı, ruhani Neverland diyarında, sonsuza dek genç kahraman Peter Pan yaşarmış.
  100. Philae Temple: Rescued from the Flood"Vay canına!" diye bağırdı Nikhil, büyük bir taş bloğu işaret ederek. "Bunun üzerindeki oymacılığa bak, Stefan!" Lila omuzlarının üzerinden baktı.
  101. Princess Liliana and the Tiny KingdomKraliçe'nin gül bahçesinin derinliklerinde, minik bir halk topluluğu yaşardı. Bir nergisten uzun olmayan Prenses Liliana, minyatür turp tarlasını sularken küçük bir…
  102. Professor Atom's LabElara ve Finn atlıkarıncada dönerken, yıldız ışıklı havada kıkırdamalar yankılanıyordu. "Daha hızlı!" diye çığlık attı Elara, altın rengi saçları uçuşuyordu.
  103. Professor Bumble's Bottomless Banana Bread"Daha hızlı, Pip!" diye soludu Profesör Bumble, gözlükleri burnunda zıplıyordu. Pip, sırt çantası neredeyse kendi kadar büyük olan küçük, kahverengi bir porsuk…
  104. Professor Bumble's Bottomless Biscuit BarrelProfesör Bumble gözlüğünü düzeltti, zifiri karanlığa bakıyordu. "Pip, buranın doğru yosun ormanı olduğundan emin misin?" diye sordu, sesi dalış kaskında hafifçe…
  105. Professor Wobblebottom's Invention"Çabuk ol, Pip!" diye seslendi Profesör Wobblebottom, sesi kızıl kum tepelerinde yankılanarak. "Çöl kaleydoskopu kimseyi beklemez!" Pip, küçük, tüylü bir yaratık…
  106. Purple Penguins Play Ping Pong"Çabuk, Pip!" diye cıyakladı Penelope, minik kanatlarını çılgınca çırparak. "Masa Tenisi turnuvası başlamak üzere!" Pip, küçük perdeli ayaklarının onu taşıyabildiği…
  107. Quetzalcoatl's Gift"Çabuk, Ixchel! Göksel ipek tüccarı geliyor!" diye bağırdı küçük Itzel, kız kardeşinin kolunu çekiştirerek.
  108. River Otter's Ripple of Kindness"Duydun mu, Pip?" diye cıvıldadı küçük bir ses. Burnuna tünemiş gözlükleriyle bir müze faresi olan Bartholomew Button, kadife bir ipin arkasından dışarı baktı.
  109. Robin and the Crystal CavesKristal Mağaraları'nın derinliklerinde, yankılar unutulmuş melodilerle dans ediyordu. "Dinle, Eliana!" diye cıvıldadı yanardöner tüyleri olan küçük bir kuş olan…
  110. Sadie's Smile Seeds of Kindness"Şunu gördün mü, Pip? Kocaman bir şeydi!" diye bağırdı Sadie, eldivenli elini gökyüzüne doğrultarak. En iyi arkadaşı Pip titredi. "Gördüm, Sadie.
  111. Seven Spices, Seven Stories High"Bak Amara, kum tepeleri yine şarkı söylüyor!" diye bağırdı Kai, ufku işaret ederek. Parlak gözlü genç bir kız olan Amara, sırtındaki baharatları düzeltti.
  112. Shadow DojoKira'nın önünde sonsuz yansımalardan oluşan bir dünya parıldıyordu; sayısız olası geleceği gösteren bir aynalar labirenti.
  113. Sindbad the SailorJazaar liman kenti, ipek ve baharat satan tüccarlarla dolup taşarken, henüz on yaşındaki genç Salim, kalabalık rıhtımda ustaca ilerliyor, çıplak ayakları güneşin…
  114. Sir laughs-a-lotSir Reginald Kahkahalar-çok tipik bir şövalye değildi. Diğerleri zırhlarını parlatıp kılıç talimi yaparken, Reginald fıkralar anlatır, komik şarkılar söyler ve kendi…
  115. Sir Reginald's Really Ridiculous RhymeSör Reginald gözlüğünü düzeltti, fokurdayan lav akıntısına baktı. "Burası doğru bahçe mi, Pip?" diye sordu küçük, tüylü arkadaşına.
  116. Sir Reginald's Ridiculous Robot ButlerFırıncı çırağı Barnaby Buttercup alnındaki unu sildi. "Bayan Higgins için bir yaban mersinli bundt keki daha!" diye haykırdı Clementine adlı fırın kedisine, keki…
  117. Sky Song: A Sparrow's Kindness"Bak, Anika!" diye haykırdı Tara, dönen bir renkler kaleydoskopunu işaret ederek. Boyalı çöl önlerinde uzanıyordu, kum tepeleri lavanta, kızıl ve altın tonlarıyla…
  118. Spirit Bonds: Rising TidesSahil köyü Seabreeze, rengarenk bayrakları rüzgarda dalgalanarak hareketliydi. Balıkçılar günlük avlarını çekiyor, sesleri limanda yankılanıyordu.
  119. Star Pilot AcademyÇOK GENİŞ GENEL PLAN. Meteor Yağmuru Karnavalı, kayan yıldızlarla dolu bir gökyüzünün altında yer alan çadırlar ve pırıltılı ışıkların oluşturduğu bir kaleydoskopla…
  120. Starblade: AwakeningBüyük Orman'ın fısıldayan yaprakları arasına kurulmuş olan Lumina ağaç ev köyü, capcanlı bir yaşam yeriydi.
  121. The African Drum CircleÇOK GENİŞ GENEL PLAN. Tarçın ve şeker kokusu havada ağır bir şekilde asılı dururken, pencerenin kenarında soğuyan altın rengi ekmekler kadar parlak gözlere sahip…
  122. The African Sky GodAyana ve küçük kardeşi Kofi, Meteor Karnavalı'na adım attıklarında hava beklentiyle doluydu. Dev, parıldayan dönme dolaplar çivit rengi gökyüzüne karşı dönüyordu.
  123. The Alien Pen PalElara gözlüğünü düzeltti, önündeki girdap gibi dönen, yanardöner aynaya baktı. "Başka bir gelecek, başka bir olasılık," diye mırıldandı, yansımalar etrafında…
  124. The Alien Who Loved PizzaZorp Glorbax diğer uzaylılara benzemiyordu. Kardeşleri gezegenleri fethetmeyi ve sinir bozucu Dünyalıları buharlaştırmayı hayal ederken, Zorp'un farklı bir tutkusu…
  125. The Art ClubMeteor yağmuru kadife gökyüzünde parlayarak aşağıdaki imkansız karnavalı aydınlattı. Dönme dolaplar kozmik fon önünde dönüyor, ışıkları karanlığa çizgiler çiziyordu.
  126. The Asteroid FarmerBüyük Arşiv'in yüksek pencerelerinden süzülen altın ışık huzmelerinde toz zerrecikleri dans ediyordu. Yaşlı Marius gözlüğünü ayarladı, ahşap yüzeyleri anlatılmamış…
  127. The Australian DreamtimeKızıl çölde toz şeytanları dans ederken, genç bir Aborjin kızı olan Mali, en iyi arkadaşı, dağınık bir çalı köpeği olan Dingo ile onları kovalıyordu.
  128. The Aztec Sun Stone"Yaklaşın, arayışçılar! Her boyuttan harikalar!" diye gürledi altı kollu bir tüccar, sesi kaleydoskopik pazar yerinde yankılanıyordu.
  129. The Banishment of Napoleon to ElbaBir sincabın burnundaki minik gözlükler, yer gümbürderken aşağı kaydı. Minyatür Napolyon üniformaları giymiş bütün bir porsuk alayı, kitap dolu sırt çantaları…
  130. The Bear and the Butterfly"Beni bekle, Barnaby!" diye bağırdı Elara, sesi girdap gibi dönen lavanta kum tepelerinde yankılanarak.
  131. The Blue FairyKadim ormanların kalbinde, unutulmuş minik bir kapı parıldıyordu; ahşap yüzeyi hafif, safir bir ışıkla ışıldıyordu.
  132. The Book of the Dead: A Traveler's GuideMateo, British Müzesi'nin içindeki devasa lahide baktı. Koyu renkli taş yüzeyinin her santimini hiyeroglifler kaplıyordu.
  133. The Boy and the Minotaur"Pst, Leo!" diye fısıldadı Maya, arkadaşının kolunu çekiştirerek. "Şu tablonun hareket ettiğini gördün mü?" Leo, her zamanki gibi şüpheci, alay etti.
  134. The Boy King TutankhamunFarah, Kahire'deki Büyük Mısır Müzesi'nde sergiden sergiye göz gezdirerek neşeyle ilerliyordu. "Naya, bak!" diye haykırdı, cam bir kutunun içindeki altın maskeyi…
  135. The Boy Who Befriended a BaobabAmani önden koştu, kahkahası kristal mağarada yankılandı. "Beni bekle, Babu!" diye seslendi, parlayan duvarlarda elini gezdiren dedesine.
  136. The Boy Who Couldn't LoseDeniz feneri, girdap gibi dönen boyalı denize karşı dimdik duruyordu, lambası girdap gibi dönen gün batımında bir fenerdi.
  137. The Boy Who Planted a ForestSami tozlu tarlalarda ağır adımlarla yürüyordu, küçük elleri tohum dolu bir torbayı sıkıca kavramıştı. Çorak araziyi süzdü, yüzünde derin bir çatık kaş vardı.
  138. The Brave Hedgehog"Yorgun gezgin, Çukur Pazar'a hoş geldin!" diye cıvıldadı bir çay fincanından uzun olmayan kirpi Quillan.
  139. The Brave Little FoxKristal Mağaraları'nın derinliklerinde, melodilerin kuvars oluşumları arasından fısıldadığı yerde, Ember adında canlı ruhlu genç bir tilki yaşarmış.
  140. The Brazilian Carnival BirdÇOK GENİŞ GENEL PLAN. Bilinmeyene susamış genç bir okyanus bilimci olan Coralinda, denizaltısı 'Denizatı'nı Brezilya Çukuru'nun pırıltılı derinliklerinde…
  141. The Bridge Between WorldsLeo ve Maya, ayrılmaz iki arkadaş, Fısıldayan Ormanlar'ın kenarında duruyordu. Leo, her zamanki gibi temkinli, yıpranmış haritasını daha sıkı kavradı.
  142. The Case of the Missing Moon RockBüyük Ağaç Okulu, kızıl ve altın rengi yaprakların devasa gövdesine tutunmasıyla sonbahar renkleriyle dolup taşıyordu.
  143. The Case of the Vanishing CatWillow Creek kasabası, sakin cazibesiyle biliniyordu, ancak son zamanlarda, rahatsız edici bir gizem kasabanın üzerine çökmüştü.
  144. The Cat Who Ruled the InternetSürekli asık suratlı, kabarık tüylü bir İran kedisi olan Başkan Miyav, sıradan bir kedi değildi. Diğer kediler fare kovalarken, Başkan Miyav interneti yönetmenin…
  145. The Cave of WondersCesaretten çok merakı olan minyon bir çocuk olan Leo, bir sepet hurmaya takılmaktan son anda kurtularak pazar yerinde sendeledi.
  146. The Celtic Fairy RingNiamh ve Eamon zümrüt tepelerde koşarken rüzgar saçlarını savuruyordu. Her zaman cesur olan Niamh, sesi vadide yankılanarak güldü.
  147. The Chemistry of Space DustGüneş ışığı oturma odasına akıyor, en yüksek raftaki kalın bir toz tabakasını aydınlatıyordu. Isabella'ın babası iç çekerek bir bez kaptı.
  148. The Cherry Blossom FestivalTarihçe Bin dokuz yüz doksan altı yılında kurulan The Guild of One-Name Studies, tek isim çalışmaları alanında dünya lideridir.
  149. The Clockmaker's SecretYuvarlanan tepelerin ve fısıldayan söğütlerin arasına kurulmuş şirin Aevum kasabasında, Elias adında bir saatçi yaşarmış.
  150. The Clockwork Comet's Lost Melody"Freya, burası doğru yol mu, emin misin?" diye sordu Amir, sesi mağarada hafifçe yankılanarak. Yollarını aydınlatmak için parlayan bir kristal tutan Freya, ona geri…
  151. The Clockwork Labyrinth of DreamsPırıl pırıl parlayan bulutların çok yukarısında, şehirlerin hafif esintilerle süzüldüğü yerde, Moana yaşarmış.
  152. The Cloud That Needed CuddlesPırıltılı kristaller mağarayı aydınlatırken, küçük, hareketli bir mantar perisi olan Pip önden seke seke gidiyordu.
  153. The Clue in the Clock TowerSaat kulesi, dişlileri onlarca yıldır donmuş bir şekilde Willow Creek kasabasının üzerinde yükseliyordu.
  154. The Comet Catcher"Daha hızlı, Elara! Işık gösterisini kaçıracağız!" diye bağırdı Leo, nefesi küçük beyaz bulutlar halinde dışarı fışkırırken.
  155. The Coptic Church: Egypt's Christian Heritageİmani, küçük kardeşi Koa'nın önüne geçerek, gözleriyle Büyük Mısır Müzesi'ndeki devasa sergileri tarıyordu. "Bak, Koa!" diye haykırdı, cam bir vitrine işaret ederek.
  156. The Cozy BlanketElara, küçük teknesi "Rüya Dokuyucu" ile limanda ilerlerken, yıldız nehri pırıl pırıl parlıyordu. "Çok güzel değil mi, Kaptan Leo?" diye sordu pruvada tünemiş…
  157. The Curious Case of Missing MoonbeamsWillow Creek'in Arnavut kaldırımlı sokaklarının derinliklerinde, doymak bilmez bir merakı olan ateşböceği Pip yaşarmış.
  158. The Dancing VegetablesPrenses Petunya partilerden nefret ederdi. Diğer prensesler ipek elbiseler içinde dönerken, o sebze bahçesini tercih ederdi.
  159. The Day My Pants Walked AwayGözlükleri burnundan sürekli kayan Barnaby, Büyük Depo'ya parmak uçlarında girdi. "Pst, Elara, burada mısın?" diye fısıldadı, sesi yüksek raflar arasında…
  160. The Day Nobody Played With MeOn yaşındaki Finn bir banka çökerken, tozları tekmeleyerek, salıncak seti yalnız bir melodiyle gıcırdadı.
  161. The Dinosaur Who Couldn't RoarIşıltılı Ejderha Vadisi'nde Pip adında bir dinozor yaşarmış. Diğer dinozorlara benzemezmiş. Onlar kükreme pratiği yaparken, Pip... cıvıldama pratiği yaparmış.
  162. The DNA Code of LifeLayla, kız kardeşi Sophie ve anneleri güneşli bir Cumartesi günü Golden Gate Park'ta yürüyorlardı. Sophie bir kelebeği kovalayarak önden koştu.
  163. The DNA DetectiveElara gözlüğünü ayarladı, biyolüminesan mantarların soluk ışığı yüzünü aydınlatıyordu. "İnmeye hazır mısın, Pip?" diye sordu, sesi devasa mağarada yankılanıyordu.
  164. The Dolphin's SongGökyüzü Pazarı hareketliydi, tezgâhlar şişelenmiş hava ile dolup taşıyordu: güneş ışığı, yağmur, hatta bir kavanozda tipi bile vardı!
  165. The Dragon of the EastMağara, biyolüminesan mantarlarla parıldıyor, aşağıdaki hareketli mantar köyüne uhrevi bir ışıltı saçıyordu.
  166. The Dream Catcher's Spell"Acele et, Lumi! Rüya Akıntısı zirvesinde," diye seslendi Coral, sesi engin su altı mağarasında hafifçe yankılanarak.
  167. The Dreamtime Serpent"Acele et, Elara! Hikaye Anlatma Töreni'ne geç kalacağız," diye gürledi yukarıdan bir ses. Gözleri merakla dolu genç bir kız olan Elara, antik ağacın gövdesine…
  168. The Egyptian Cat Goddess"Bak, Elina, o parıldayan ışık ne?" diye sordu Kai, hendeğin derinliklerindeki atan bir parıltıyı işaret ederek.
  169. The Egyptian Museum, CairoKahire'deki Mısır Müzesi, antik harikaların bir hazinesi olarak, sıcak Mısır güneşiyle yıkanıyordu. Duvarlarının içinde, sırlarını fısıldamak için bekleyen, çok eski…
  170. The Electricity FairyZella gözlüğünü ayarlarken, parıldayan sıcaklık kum tepelerinin üzerinde dans ediyordu. "Burası doğru yol mu, Omar?" diye sordu, sesi uçsuz bucaksız boşlukta hafifçe…
  171. The Elephant Who Never ForgotYeni filizlenmeye başlayan dişleri olan genç bir fil olan Jala, su birikintisinde şakacı bir şekilde sıçrayarak çamurlu suyu en iyi arkadaşı, Rafi adında zeki bir…
  172. The Enchanted Forest AcademyElara, yıpranmış büyü kitabını, gümüş yıldızlarla kabartılmış deri kapağını sıkıca tuttu. "Burası doğru yol mu, Finn, emin misin?" diye sordu, sesi zar zor…
  173. The Enchanted MirrorSürekli alacakaranlıkla örtülü bir krallıkta, obsidyen ve gümüşten yapılma bir şato duruyordu. Duvarları arasında, eşsiz güzellikte, ancak doymak bilmez bir kibirle…
  174. The Explorer's CompassElara, uçurumlar boyunca koşarken rüzgar pelerinini savuruyordu, kahkahaları tuzlu havada yankılanıyordu.
  175. The Feathered SerpentUzun zaman önce, Aztek İmparatorluğu'nun yemyeşil topraklarının kalbinde, Topiltzin Ce Acatl Quetzalcoatl adında bilge ve saygıdeğer bir kral yaşarmış.
  176. The Feelings JarCoralia, biyolüminesan, yosun örgülü sırt çantasını ayarlarken gözleri hayranlıkla açılmıştı. "Bak, Finn!" diye haykırdı, yanlarından süzülen parıldayan ay…
  177. The Firefly Lantern"Bak, Elara, muhteşem değil mi?" diye bağırdı Finn, bulutlara değen uzaktaki dağ zirvelerini işaret ederek.
  178. The First Kid on MarsLeo, büyük kaskını ayarlarken, kırmızı Mars tozu botlarının etrafında dönüyordu. Yanında, Maya sabırsızlıkla zıplıyordu.
  179. The Girl Who Talked to Stars"Şu yere bakın!" Lyra, mağaranın girişinden içeri yüzerken nefesi kesilmişti, gözleri hayretle fal taşı gibi açılmıştı.
  180. The Invincible KidKristal damarlarının atışıyla güçlenen devasa Zenith şehri, gergin bir enerjiyle uğulduyordu. Dar ara sokakları yaklaşan kıyamet fısıltıları dolduruyordu.
  181. The Korean Harvest MoonHasat Ayı Festivali yaklaşmaktaydı ve kız kardeşler Hana ile Yuna heyecanlarını zar zor bastırabiliyorlardı.
  182. The Last Dragon Rider"Çabuk, Flicker!" diye seslendi Elara, sesi hafifçe yankılanarak. On yaşından büyük olmayan genç kız, yün pelerinini ısıran rüzgara karşı daha sıkı çekerek…
  183. The Mirror Shows Crystal Sleepy LandsMilena esnedi, tavan arasındaki tozlu eski aynanın üzerinde desenler çiziyordu. "Bu ayna çok sıkıcı, Hasan," diye mırıldandı, gözleri kapanıyordu.
  184. The Ocean Floor Mystery"Daha hızlı, Lumi!" diye bağırdı Elara, kahkahası Aethoria'nin bulut şehrinde yankılanıyordu. Parıldayan kulelerin ve devasa, kabarık bulutların içine inşa edilmiş…
  185. The Parrot Who Told StoriesRüya Dokuyucu Demiryolu, görünmez bir enerjiyle uğulduyor, rayları yakalanmış yıldız ışığı gibi parıldıyordu.
  186. The Priests and Priestesses of EgyptElise, Kahire'deki Büyük Mısır Müzesi'nde heyecanla gözleri fal taşı gibi açılmış bir şekilde dolaşıyordu.
  187. The Princess and the Poor GirlBir zamanlar, parıldayan Eldoria Krallığı'nda, uzun kuleleri ve pırıl pırıl altınıyla muhteşem Auroria Kalesi duruyordu.
  188. The Queen of HeartsUğultulu Orman'da esen bir rüzgar, Rafael'in kitabından bir sayfayı kopardı ve onu yaşlı bir meşe ağacının gövdesinde açılan parıldayan, kalp şeklindeki bir portala…
  189. The Reactor CoreÇok uzun zaman önce, gizemli bir reaktör çekirdeğiyle çalışan bir krallıkta, Isolde ve Theron adında iki hırslı mühendis yaşarmış.
  190. The Rings of JupiterMorrison Planetaryumu'nun devasa, karanlık kubbesinin içinde, Satürn'ün ve parlak, buzlu halkalarının ışıltılı görüntüleri yukarıdaki boşluğu doldurdu.
  191. The Robot's Best Friend"Kıpırdama, Bolt!" Lily kıkırdadı, robotun ezik şasisinin etrafındaki asmayı sıkarken. Uyumsuz metal uzuvlara sahip devasa bir robot olan Bolt, usulca vızıldadı.
  192. The Rosetta Stone: Cracking the CodeBüyük Mısır Müzesi'ne girdiklerinde Emir annesinin kolunu çekiştirdi. "Anne, bak!" diye bağırdı, cam bir bölmenin arkasındaki büyük, gri taş levhayı işaret ederek.
  193. The Sea Otter's Treasure"Fırından yeni çıkmış bir parti daha yıldız ışığı ekşi mayalı ekmek!" diye seslendi Pip, sesi şirin fırında yankılanarak.
  194. The Secret of Baking Soda VolcanoesCeleste kabartma tozunu kaseye karıştırdı. "Anne, neden kabartma tozu yanardağın patlamasını sağlıyor?" Celeste'in annesi kaseye bir tutam sirke ekleyerek kıkırdadı.
  195. The Seed That Could ThinkPırıl pırıl tezgahlar, ışıltılı ıvır zıvırlarla ve egzotik atıştırmalıklarla dolup taşıyordu. "Dikkatli ol, Pip!" diye bağırdı Elara, küçük arkadaşı gökkuşağı renkli…
  196. The Shy Little Deer"Bak!" diye çığlık attı Pip, incecik parmağıyla işaret ederek. Aşağıda, evler gri derinin kıvrımlarına yerleşmişti, bacalardan kıvrılarak yükselen duman manzarayı…
  197. The Sky Pirates"Coralia, bekle!" Küçük, biyolüminesan bir denizatlı olan Flipper, Coralia abisin derinliklerine doğru yüzerken peşinden hızla gitti.
  198. The Star Map MysteryBüyük Yaşlı Ağaç Okulu, Pipkin ve Bramble yapraklarla kaplı dolambaçlı koridorlarında koşarken hafifçe sallanıyordu.
  199. The ThornroseFelix, parmakları kaba taşlara tutunarak, dökülen kale duvarına tırmandı. Aşağıdaki nefes nefese kalmış arkadaşına bakarak, "Çabuk, Ravi!" diye bağırdı.
  200. The Time-Traveling Scientist"Acele et, Elara! Profesör Willowbark'ın dersi öz suyu çanının çalmasıyla başlıyor," diye cıvıldadı Pip, minik kanatları heyecanla çırpınarak havada süzülürken.
  201. The Tortoise's MarathonÇOK GENİŞ GENEL PLAN, boyutlararası pazar fantastik bir enerjiyle çalkalanıyordu. Tezgahlar pırıl pırıl ipekler, parlayan meyveler ve bilinmeyen diyarlardan…
  202. The Treasure of El-LahunCamila, Anika ve Anaya, British Museum'daki büyük bir cam vitrinin önünde büyülenmiş bir şekilde duruyorlardı.
  203. The Wandering SwordsmanÇöl, acımasız bir güneşin altında parıldıyordu, ufka uzanan sonsuz bir kum okyanusu. Ancak bu ıssız manzaranın içinde, varlığı yalnızca antik masallarda fısıldanan…
  204. The Warrior Kings of AshantiKofi gözlüğünü düzeltti ve müze masasına yayılmış kadim haritaya baktı. "Kumasi, Gana'dayız," diye duyurdu, Ashanti bölgesinin kalbini işaret ederek.
  205. Tiye: Power Behind the ThroneRafael, Freya'in önüne geçerek gözleriyle Büyük Mısır Müzesi'nin devasa salonunu taradı. "Vay canına, şuna bakın!" diye haykırdı, cam bir vitrini işaret ederek.